Ay’da sınırlar yeniden çiziliyor: Biz hazır mıyız?
Göbeklitepe’de 11 bin yıl önce başlayan insanlığın ilk serüveninden beri insanoğlu sürekli geceleri en yakınında parlayan Ay’a bakmış ve onun ne olduğunu anlamaya çalışmıştır.
Bazı kavimler Ay’ı tıpkı bir tanrı gibi görüp tapınsa da Sümer medeniyetinden beri Ay’ın esasında göklerde olan bir mini gezegen olduğu düşünülmüş ve sonuçta doğal bir yapı olduğu anlaşılmıştır.
Eski Yunanlar ise Ay’ın gezegenimize ait bir doğal ay olduğu sonucuna vardıktan sonra Ay ile ilgili birçok gözlem ve bilimsel bulgu ortaya çıkarmışlardır.
Tabii insanlık geliştikçe Ay hakkındaki meraklar artmış ve Ay’a ulaşmak için farklı düşünceler başlamıştır. Başta bilimkurgu olarak başlayan bu düşünceler (Jules Verne’in 19. yüzyılda yazdığı ‘Ay’a Seyahat’ romanı gibi) zamanla bilimsel platforma oturmuştur. Sovyetler tarafında Sputnik uydusunun 4 Ekim 1957’de fırlatılması ile başlayan uzay çağı daha sonra NASA’nın 20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong isimli astronotun “Bu insan için küçük bir adım ama insanlık için büyük bir adım.” diyerek Ay’a ayak basmasıyla yepyeni bir döneme girmiştir.
AY YARIŞINDA ASYA’NIN YÜKSELİŞİ
Gerek ABD gerek Sovyetler Birliği gerekse daha sonra Çin, Ay konusunda birçok uzay sondası gönderip bilgiler elde etmişlerdir.
Özellikle Amerikalıların Ay’dan toprak örnekleri getirmesiyle Ay’ın kimyasal kompozisyonu daha net şekilde anlaşılmıştır.
Buna ek olarak Çin Uzay Ajansı’nın çok başarılı Chang’e görevleri, 21. yüzyılda Ay’ın çok kapsamlı bir atlasının ve jeolojik kaynaklarının haritasının çıkarılmasını sağlamıştır.
2023 yılında Ay’a inen Chandrayaan 3 sondası ilk kez Ay’ın Güney Kutbu’na erişen bir uzay aracı olma hakkına ulaşmıştır. Bir nevi, Asya ülkeleri olan Hindistan ve Çin’in adımları Ay’ı insanlığa daha yakın hale getirmiştir. Hatta son 10 yılda Ay konusunda en detaylı bilgiler bu iki ülke sayesinde elde edilmiştir.
AY’IN KAYNAKLARI KİMİN?
Peki bu Ay’daki bulunan kaynaklar ne olacak? Ben dâhil birçok bilim insanı, Ay’da başta enerji üretimi için çok değerli olan Helyum-3 olmak üzere önemli kaynaklar bulunduğunu savunmaktadır.
Buna ek olarak Ay aynı zamanda insanlığın güneş sistemine yayılabilmesi için ilk basamaktır ve stratejik anlamda önem taşımaktadır. Peki Ay kime aittir ve Ay’ın imkanları ve stratejik lokasyonundan kimler faydalanma hakkına sahiptir?
Burada tabi iki farklı gerçeklik görülmektedir. Hukuksal olarak BM kararları ile alınmış olan bazı kararlar birinci gerçekliktir ama ikinci gerçeklik ise bir nevi Vahşi Batı zamanında olduğu gibi kim oraya ilk giderse ve kaynakları çıkarırsa kaynaklar ona aittir gerçekliğidir.
BM AY ANLAŞMASI NE DİYOR?
Türkiye 2012........
