Özelleştirmenin çöküşü kamuculuğun geri dönüşü
Son 50 yılın neoliberal ekonomi politikaları, “özelleştirme verimlilik getirir” varsayımı üzerine inşa edildi. 1980’lerden itibaren kamu altyapı varlıkları dünya genelinde özel sektöre devredildi. Bu süreç, kamu işletmelerinin bilinçli biçimde yetersiz fonlanması ve performanslarının zayıflatılması ile eş zamanlı ilerledi.
Ancak bugün sahaya bakıldığında tablo nettir;
♦ Çin’in altyapı kapasitesi Batı’yı geride bırakmıştır.
♦ Türkiye 2010’lardan itibaren kamu yönlendirmeli altyapı atılımıyla ciddi dönüşüm yaşamıştır.
♦ Batı’da özelleştirme sonrası birçok altyapı yatırımı yeniden kamulaştırılmaktadır.
Doğal tekel niteliği taşıyan ve stratejik öneme sahip altyapı sektörlerinde kamu mülkiyeti üstünlüğünü kanıtlamıştır. Özelleştirme deneyimi uzun vadede başarısız olmuştur ve artık stratejik sektörlerde yeniden kamulaştırma dönemi başlamıştır.
Margaret Thatcher ve Ronald Reagan döneminde başlayan neoliberal paradigma, kamu mülkiyetini sistematik olarak hedef aldı. Bu yaklaşım IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla küreselleştirildi.
Bu dönemin karakteristik özelliği;
1. Kamu kurumlarına yatırım kesintisi (denk bütçe anlayışı)
2. Performans düşüşü
3. “Devlet başarısız” söylemi
4. Özelleştirme çözümünün sunulması
Bu bir teknik veya bilimsel reform değil, ideolojik bir programdı.
Çin: Kamucu Kalkınma Modeli
Çin altyapısında öne çıkanlar;
♦ 45.000 km yüksek hızlı demiryolu
♦ Devasa metro ağları
♦ Küresel ölçekte en büyük liman kapasitesi
♦ 5G altyapı liderliği
Çin modeli üç temel avantaja sahiptir:
♦ Uzun vadeli planlama
♦ Çapraz sübvansiyon kapasitesi
♦ Stratejik sektörlerde kamusal kontrol
Çin’e yönelik olarak ‘yüksek borç’ eleştirileri yapılmaktadır; ancak altyapı kapasitesi reel ve üretkendir. Ve Çin aldığı borcu bir kaldıraç olarak kullanmış hem özel sektörü geliştirmiş hem de........
