Türkiye’nin yükseliş stratejisi-1
Dünyanın en güncel konularından biri haline gelen nadir toprak elementlerini üç haftalık bir yazı dizisiyle ele alacak ve ülkemizin yeni bir sanayi devrimi, enerji bağımsızlığı, milli savunma hamlesi inşa etme fırsatını aktarmaya çalışacağız.
İnsanlık tarihi, medeniyetin ulaştığı en ileri teknolojik aşamayı belirleyen hammaddeye göre evrilmiştir: Taş Çağı, Bakır ve Tunç Çağı, Demir Çağı, Çelik ve Kömür Çağı…
Her bir dönem, o çağın “ölçü birimini” tanımlamıştır.
Bugün bu ölçü, ton değil, gramdır (nanogram seviyeleri). Maddenin kütlesi değil, atomik düzeydeki karakteristik özellikleri (manyetik, elektronik, optik, optoelektronik, tribolojik vd.) medeniyetin omurgasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, 21. yüzyılın enerji ve güvenlik paradigması, artık yalnızca petrol ve doğal gaz ile şekillenmemektedir. Nadir toprak elementleri-NTE’ler (periyodik tablonun 57 ila 71 numaraları arasındaki lantanitler ile skandiyum ve itriyumdan oluşan 17 element grubu) günümüzün yüksek teknoloji, savunma ve yeşil enerji devrimini omuzlayan “yeni petrol” olarak kabul edilmektedir.
Ancak günümüzde NTE’lerin çıkarılması yeterli değildir; ayrıştırılması, saflaştırılması ve son ürün haline getirilmesi hem teknolojik hem de jeopolitik bir üstünlük alanı sağlamaktadır. Eskiden petrol kuyuları için mücadele edilirken, bugün savaş alanı, bu karmaşık elementlerin ayrıştırıldığı ve işlendiği teknolojik altyapıdır. NTE potansiyelinin doğru değerlendirilebilmesi için öncelikle bu elementlerin temel kimyasal ve jeolojik özelliklerinin doğru anlaşılması gerekmektedir. Bu bağlamda, NTE’lerin tanımı, sınıflandırılması ve doğal ortamdaki dağılım biçimleri hem madencilik hem de ileri teknoloji politikaları açısından başlangıç noktasıdır.
“NTE’ler, periyodik tabloda 15 lantanit (Lantanyum (La), Seryum (Ce), Praseodimyum (Pr), Neodimyum........
