Ermenistan ile yeni dönem politikaları
Ermenistan Başbakanı Paşinyan, hiç de demokratik olmayan, muhalefet liderlerine aşırı baskı uygulanan, diaspora Ermenilerine oy hakkı verilmeyen, Batı’dan aldığı sınırsız destek ile seçim yarışını kazanmış görünüyor. Ayarsız, taraflı ve iki yüzlü Batı medyası e seviyelerinde Paşinyan zaferi anketleri yayımlıyordu ama tüm üç kâğıtlara rağmen Paşinyan P’nin dahi altında oy alabildi. Paşinyan hükümeti, zayıflayarak dahi olsa, iktidarına devam edecek gibi gözüküyor. Seçim usulsüzlüklerinin detayına girmeyelim, konumuza geçelim.
Varsayalım ki Ermenistan’da bu seçim sonuçları bir şekilde kabul görecek ve Nikol Paşinyan bir dönem daha başbakanlık görevini yürütecek. Bu durumda Türkiye’nin politikaları nasıl olmalıdır? Gelin, bu konuda politika yapıcılarımızın değerlendirmesi için politikalar üretelim.
Paşinyan döneminin devamında, Türkiye için bazı riskler ve fırsatlar oluşacaktır.
Riskler
En büyük risk konusu, Paşinyan’ın Batı’ya tam teslimiyeti ile Batı’nın yıkıcı ve iç kargaşa çıkartıcı politikalarına yol vermesidir. Yeni bir turuncu devrim kurgulanması ile bölgeyi savaşa sürükleyecek küçük bir ‘Ukrayna’ yaratılmasıdır. AB’ye üyelik ve NATO üyeliği konusundaki talep ve politikalar Türkiye için ve bölgenin geneli için zararlıdır. AB’ye üyelik demek, Ermenistan’ın ekonomik olarak pazarını AB’ye açması ve büyük ölçüde Almanya ve Fransa endüstrilerinin ve bu kanal üzerinden büyük sermayenin kontrolüne girmesi demektir. Biz her ne kadar kâğıt üzerinde AB ile gümrük birliği içinde gibi görünsek de, gidin onu siz Kapıkule sınırında günlerce kuyruk bekleyen TIR şoförlerine sorun.
NATO’yu Kafkaslar’a sokmak daha da büyük bir tehdittir. Kafkaslar, tarihî olarak Rusya, Türkiye ve İran medeniyetlerinin buluşma kavşağında bulunmaktadır ve bunlar ile yakın ilişkidedir. Şimdi buraya hançer gibi NATO’yu sokmak, Rusya ve İran ile büyük travma yaratır. Türkiye ile bugün olmasa dahi yarın büyük sorun yaratır. Türkiye’nin güneyi ve batısı zaten NATO’ya fazlaca yaslanmaktadır; Doğu sınırlarımızı güven içinde tutmak millî güvenlik önceliği olmalıdır.
Paşinyan, malum, Rusya ile son dönemlerde mesafeli bir lider. Bu durum da Türkiye için bir risk unsurudur. Türkiye’nin Kafkaslar bölgesinden Rusya’nın içlerine kadar ticaret yollarını rahat şekilde uzatabilmesi gerekir. Kafkaslar’dan Rusya içlerine giden tarihî demiryollarının ikisi de kıyıdan gider. Biri Karadeniz kıyısından kuzeye, diğeri Hazar kıyısından kuzeye gider. Yani biri Ermenistan, Gürcistan ve Abhazya’dan geçer, diğeri ise Ermenistan ve Azerbaycan’dan geçer. Bu ülkelerin tamamı, Türkiye ve Rusya arasındaki demiryolu ve karayolu ticaretine engel çıkarmamalı, takozluk yapmamalıdırlar. Bizim politika yapıcılarımız da, Kafkaslar’dan geçen bütün karayolu ve demiryolu hatlarını, bütün politik zorluklara rağmen açık tutmalıdırlar. Sınır gümrüklerinde bir dakikalık duraklama dahi olmadan transit ticaret araçlarımız devam etmelidir.
Özetleyecek olursak, Paşinyan döneminin bize getireceği riskleri asgari seviyeye indirmek için Ermenistan’ın Rusya ile ilişkisinin fazlaca bozulmasına izin vermememiz gerekir. Kafkaslar’da bir büyüme, zenginleşme ve kalıcı barış istiyorsak, ki istiyoruz, bunun yolu Rusya-Türkiye ve İran ile tam uyum ve barışın sağlanmasıdır. Bu üç ülkeden birinin huzuru bozulursa, Kafkasya’da huzur bozulur, yollar kapanır, ticaret ve gelişme aksar, sefalet belirir. Diğer tüm konular, enerjiymiş, ticaretmiş, bu temel politikaya bağlıdır.
Fırsatlar
Gelelim fırsatlara.
Malum, Türkiye Ermenileri büyük ölçüde Paşinyan’ı destekliyorlardı ve Paşinyan’ın politikaları üzerinden Ermenistan’ın Türkiye ile daha çok yakınlaşacağını öngörmekteydiler. Bu yönde gelişmeleri beklemek ve ötesinde yönlendirmek lazım.
Su akar, yolunu bulur misali, Ermenistan’ın doğal ticaret ve toplumsal ortağı Türkiye’dir. Bunun bir sürü sebebi var, detaylarına girmeyelim. Ermenistan nüfusunun tamamı, komando eğitimi almış topçu subayları dahi olsalar, Türkiye için bir tehdit oluşturmazlar. Ermenistan’ı bir tehdit olarak görmeye gerek yoktur. Tehdit olarak görürsek fırsatları kaçırırız. Biz çekinmeden ve vakit kaybetmeden ticari, sosyal ve jeopolitik çıkarlarımızı Ermenistan içlerine kadar ilerletmeliyiz. Bunun araçlarını tasarlamalı ve sahada uygulamalıyız.
Paşinyan’ın yeni döneminde ne tür gelişmeleri beklemeliyiz? İlk beklediğimiz gelişme, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasıdır. Muhtemelen yakın bir zaman içinde bunu göreceğiz ve görmeliyiz. Gecikme durumunda müdahale etmeliyiz. Akabinde Ermenistan ile Türkiye ticari olarak bir normalleşme dönemine girmelidir. Yani tüm sınırlar açılmalı, ticaret en üst seviyeye çıkartılmalıdır. Ermenistan’ın kendi pazarı bugün için küçüktür ama Ermenistan üzerinden yapılacak transit ticaret pazarı Türkiye için önemlidir.
Ermenistan’ın ticari stratejisi bellidir. Küçük bir nüfusu beslemeleri gerekiyor ve bunun için öncelikli bazı ürün grupları seçtiler. Bu ürün gruplarında yüksek ihracat yapabilirler ve bu sayede vatandaşlarını makul bir refah içinde yaşatabilirler. Bu strateji onlar için doğrudur. Bu ürünler içinde konyak, tütün, bazı alkollü içkiler, turizm hizmetleri, bazı tarımsal ürünler ve bazı yüksek teknoloji ürün ve hizmetleri (NVIDIA yatırımı ile yapay zekâ hizmetleri) vardır.
Türkiye’nin Ermenistan ile ticari stratejisi de bellidir. Türkiye ne üretiyorsa satacaktır ve Ermenistan’a karşı büyük ticari fazla verecektir. Olması gereken de budur. Ermenistan ile sınırlar tam açıldığında muhtemelen dünyadaki tüm ülkeler içinde dış ticaretinin en büyük oranını Türkiye ile yapan bir numaralı ülke Ermenistan olacaktır. Türkiye’nin bu ticaretten daha çok fayda sağlaması için Ermenistan ekonomisinin büyümesi ve zenginleşmesi gerekir. Ermenistan’ın Avrupa’dan, diaspora Ermenilerinden çok miktarda yardım, yatırım, para girişini çekmesi, Türkiye’nin menfaatinedir. Zaten Paşinyan döneminde bu şekilde yüksek miktarlı bir yatırım ve para akışının Ermenistan’a gelmesi ve Ermenistan’ı ilk birkaç sene hızla büyütmesi beklenmektedir. Bu paraların önemli bölümü ise Türkiye’den ticari mal, yatırım malı ve hizmet alımına harcanmalıdır. Yani Ermenistan ile Türkiye’nin ekonomik menfaatleri büyük ölçüde uyumludur. Ermenistan’a akacak para, Türkiye’yi de zenginleştirecektir; en çok da geri kalmış Doğu bölgemizi kalkındıracaktır.
Ermenistan ilişkileri ilintili politika önerileri:
Turistik Doğu Ekspresi rotamızı Ermenistan’a ve oradan Bakü’ye uzatalım. Ermeni ve Azerbaycan demiryolu firmalarına da bu hatta çalışma lisansı verelim; onlar da tren koysunlar, bu hattı uluslararası turiste pazarlasınlar. Özellikle Kaliforniya’da yaşayan Ermenileri hedefleyen THY ile entegre turistik paketler oluşturalım.
‘TRT Hayistan’ı kuralım.’ Ermenistan’da televizyon kanalı sayısı sınırlıdır ve son dönemde Avrupa Birliği propagandası yapan yayınlar güçlenmiş durumdadır. Avrupa’da yaygın olan TV kanallarının Türkiye düşmanı olduğu ve bozguncu yayınlar yaptıkları hepimizin malumudur. Türkiye’de yaşayan Ermeni yurttaşlarımızın becerilerini de kullanarak TRT’nin bir Ermenice kanal başlatması, Türk dizilerini de bu kanal üzerinden pazarlaması ve Ermenistan’a yapılan AB propagandasının bu kanal üzerinden dengelenmesi........
