menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya Sıfır Atık Günü 2026

26 0
30.03.2026

BM’de 2022’de Türkiye ve diğer 105 ülkenin önerisiyle 30 Mart günü ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü (USAG)’ olarak ilan edildi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) ‘USAG’ın kutlanmasını ortaklaşa kolaylaştırmaktadır. Bu kampanya kapsamında birçok sosyal paydaş sıfır atık (zero waste) olgusunun sürdürülebilir kalkınmaya katkıları konusunda farkındalığı artırmayı amaçlayan etkinlikler düzenlemektedir. USAG aracılığıyla sıfır atık girişimlerinin teşvik edilmesinin Sürdürülebilir Kentler ve Topluluklar (Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 11), Sorumlu Üretim ve Tüketim (Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 12) de dahil olmak üzere, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ndeki tüm amaçlara (ve hedeflere) ulaşılmasına etkisi olabilecektir. Bu amaçlar bağlamında gıda yitimi ve israfı, doğal kaynak çıkarımı ve elektronik atık dahil olmak üzere her türlü atık kapsama alınmaktadır.

GIDA ATIĞININ ÖLÇÜMÜ: GIDA ATIĞI ENDEKSİ RAPORU (GAER)

Gıda atığını azaltmaya ve SKA 12’de Hedef 12.3’e (2030 yılına kadar, kişi başı küresel gıda israfını perakende ve tüketici düzeyinde yarıya indirmek ve üretim ile tedarik zincirlerinde, hasat sonrası kayıplar da dahil olmak üzere, gıda kayıplarını azaltmak) ulaşmaya yönelik temel eylemleri hızlandırmak için, gıda atığının ölçülmesi gerekiyor. Gıda atığını ölçmek, ülkelerin sorunun büyüklüğünü anlamalarına, böylece fırsatın boyutunu ortaya koymalarına ve ilerlemeyi izlemek için bir temel oluşturmalarına olanak tanır. 2021 GAER, perakende, gıda hizmeti ve hane halkı sektörlerinde küresel gıda atığını anlamada önemli bir dönüm noktası olmuştu. Özellikle hane halkı düzeyinde, beklenenden daha fazla gıda atığı verisinin mevcut olduğunu ortaya koydu ve kişi başına düşen hane halkı gıda atığı üretiminin dünya çapında daha önce düşünüldüğünden daha fazla olduğunu gösterdi.

Daha sonra hazırlanan 2024 GAER, önceki rapora üç temel açıdan dayanmaktadır: Birincisi, dünyanın dört bir yanından çok daha geniş veri noktalarını içermektedir. İkincisi, 2021 raporunda tanıtılan SKA 12 Hedef 12.3 gıda atığı ölçüm metodolojisini genişleterek, perakende, gıda hizmeti ve hane halkı sektörlerinde ölçüm konusunda geliştirilmiş rehberlik sunmaktadır. Son olarak, raporda yalnızca gıda atığı ölçümüne odaklanılmamakta, gıda atığı azaltımına yönelik çözümlerin araştırılmasına geçilmiştir. Bu raporda kamu-özel sektör ortaklıklarına vurgu yapılarak, küresel ölçekte gıda atığını azaltmaya yönelik etkili yaklaşımlar incelenmiştir.

GAER’deki temel kavramlara biraz bakalım. ‘Gıda atığı’, insan gıda tedarik zincirinden çıkarılan gıda ve onunla ilişkili yenmeyen kısımlar olarak tanımlanır. ‘İnsan gıda tedarik zincirinden çıkarılan’ ifadesi, aşağıdaki son varış noktalarından birini ifade eder: ko/anaerobik sindirim; kompost/aerobik sindirim; araziye uygulama; kontrollü yakma; kanalizasyon; çöp veya çöplük. ‘Gıda’, insan tüketimi için tasarlanmış, işlenmiş, yarı işlenmiş veya çiğ herhangi bir madde olarak tanımlanır. ‘Gıda’, içecekleri ve gıdanın imalatında, hazırlanmasında veya işlenmesinde kullanılan herhangi bir maddeyi içerir. Bu nedenle, gıda atığı şunları içerir: Yenilebilir kısımlar (yani gıdanın insan tüketimi için tasarlanmış kısımları) ve Yenilemez kısımlar (gıda ile ilişkili insanlar tarafından tüketilmesi amaçlanmayan bileşenler). Gıda ile ilişkili yenilemez kısımlara örnek olarak kemikler, kabuklar ve çekirdekler/taşlar verilebilir. Benim gibi (zihin açsın diye!) hamsiyi kılçığıyla yiyenler için bu ayrım kimileyin karışabilir elbette! Örneğin et tüketimi ABD’de kişi başına yaklaşık 123 kg. iken Etyopya’da 6,5 kg. Bu tüketim eşitsizliğinde gıda atık eşitsizliği de çıkmaz mı?

‘Gıda yitimi’, doğrudan veya dolaylı olarak, hasat sonrası/kesim üretim/tedarik zincirinden tamamen çıkan, atılan, yakılan veya başka şekillerde imha edilen ve perakende aşamasına dek (hayvan yemi, endüstriyel kullanım vb. gibi) başka bir kullanım alanına yeniden girmeyen tüm bitkisel ve hayvansal tüketim ürünlerinin insan tüketimine uygun miktarlarını ifade eder.

Bu yitim miktarına gıda zincirindeki depolama, taşıma ve işleme sırasında meydana gelen yitimlerin hepsi (ithal edilen miktarlar da dâhil olmak üzere) dahildir.

Yitimler, tüketim ürünü olan ürünün tamamını ve yenilebilir olmayan kısımlarını içerir; üretim, hasat sonrası ve işleme aşamalarında yenilebilir kütlesindeki azalmayı da kapsar (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün tanımına göre).

UNEP’in sorumlu olduğu GAER’de, perakende ve tüketici (hane halkı ve gıda hizmeti) aşamalarında atık olan gıda ve yenilebilir olmayan kısımların küresel ve ulusal üretimi izlenmektedir. Gıda Yitimi Endeksi’nin aksine, GAER Endeksi, belirli ürünler yerine toplam taze gıda yitiminin miktarını ölçer.

Bu endeksin son yayınlanan raporundaki bulgulara bir bakalım. Gıda atığının yüzde 62’si hanehalkının tüketimi kökenli çıkmış. Ortalama atık üretimi kişi başına 77 kg./yıl olarak bulunmuş. Türkiye’yi sorarsanız, 102 kg. ne yazık ki! Aynı zamanda raporda Türkiye’nin verilerinin sistematik olarak tanımlanmadığı ve vasat düzeyde güvenilir olduğu da belirtilmiş. Raporda atıkların yüzde 39’u yenilebilir, yüzde 61’i yenilemez kısımlar çıkmış. Gıda atıklarında şu dört kalem öne çıkmış: Sebze ve meyveler (yüzde 62), unlu mamuller (yüzde 16), et (yüzde 11), süt ve süt ürünleri (yüzde 11). Raporda şaşırtıcı bir bulgu var: atık miktarı ile kişinin gelir düzeyi arasında ilişki bulunmamış! Bu konuda da eşitsizlik var oysaki!

DSAG 2026 TEMASI: SIFIR ATIK TABAĞINIZDA BAŞLAR

Bu yılki Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde odak noktası şöyle belirlenmiş: gıda olarak ne yediğimiz, ne israf ettiğimiz ve daha döngüsel bir geleceğe nasıl geçebileceğimiz.

UNEP’e göre, Dünya, şaşırtıcı ölçekte gıda atığı çıkartıyor. Her yıl yaklaşık 1 milyar ton yenilebilir gıdayı, yani tüketicilere sunulan tüm gıdanın neredeyse beşte birini çöpe atıyormuşuz. Bu durum hem insanları hem de çevreyi etkilemektedir. Gıda atığının yaklaşık yüzde 60’ı hane halkı düzeyinde gerçekleşiyormuş. Geri kalanı ise çoğunlukla gıda hizmeti ve perakendesinden kaynaklanmaktaymış ve bu da üretim, dağıtım ve tüketim de dahil olmak üzere verimsiz gıda dizgelerinin bir sonucu olmaktaymış. Bu sorunu çözmenin, bu dizgelerin yeniden tasarlanmasını, verimlilik, dayanıklılık ve sürdürülebilirliğe dayalı daha sürdürülebilir, döngüsel bir yaklaşıma geçişi gerektirdiği çok açık. Bu geçişin başarılı olması için tüm sosyal paydaşların oynayabileceği bir rol var.

a) Hükümetler: İklim ve biyoçeşitlilik planları ve döngüsellik, atık, gıda sistemleri, tarım ve kentsel kalkınmaya ilişkin ulusal politikalar aracılığıyla gıda atığının önlenmesini ilerletebilir ve ölçüm ve izlemeyi teşvik edebilir. Kamu-özel sektör ortaklıklarını güçlendirebilir.

b) İşletmeler: Ölçülebilir gıda atığı azaltma hedefleri belirleyip bunları mevcut sürdürülebilirlik yüklenimleriyle bütünleştirebilirler. Döngüsel gıda dizgelerine geçiş için yenilik yapabilirler ve tedarik zincirlerinde verimliliği artırabilirler.

c) Tüketiciler: Atığı azaltmak ve kaynakları korumak için yiyecekleri bilinçli bir şekilde planlayabilirler, satın alabilirler, saklayabilirler ve hazırlayabilirler. Günlük eylemlerle gıda atığını toplumsal olarak kabul edilemez hale getirmeye yardımcı olabilirler.

SONSÖZ

Sonuç olarak tüm sosyal paydaşlar birlikte çalıştıklarında sıfır atık bir gelecek olanaklıdır. Düşünceli tüketerek, fazla yiyecekleri geri kazanarak ve döngüsel gıda sistemleri kurmak için çalışarak elbette! Yiyeceklerimizin israf edilmemesini, değer görmesini sağlamak doğru bir davranıştır. Ülkemizde gıda arz güvenliği sorunu olmadığını söyleyen Tarım ve Orman Bakanı Sn. Yumaklı’ya buradan ortalamaya göre çok fazla gıda atığımız olduğunu, sorunun gıda arzı değil, gıda güvenliğinde 5S sorunsal yumağı olduğunu anımsatmış olalım.

(*): Gıda güvenliğinde 5S modeli için bu konudaki makaleme bakınız: https://www.gidahatti.com/haber/21165383/gida-guvenligi-icin-5s-yaklasimi


© Aydınlık