menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye-İsrail savaşı neden olur neden olmaz

107 0
26.08.2026

İsrail, 18 Ağustos 2026’da, Hatay’a sınırı olan Suriye’nin İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur (Abu al-Duhur) Hava Üssü’ne sekiz hava saldırısı düzenlemiş ve dört dalga halinde bombalamıştır. Sosyal medyayı baz alırsak ABD maestrosunda Türkiye-İsrail arasında bir tiyatro/mizansen yani danışıklı dövüş sahnelenmektedir. Hatta iddia partizanca ve kör nefret temelli daha uç noktalara taşınmakta ve geçmiş dönemlerde Erdoğan-Şaron, Erdoğan-Netanyahu fotoğrafları altında uçuk iddialar paylaşılmaktadır.

İsrail siyasi ve medya muhalefetinde yolsuzluk davalarıyla yargılanan ve hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından tutuklama kararı bulunan Netanyahu’nun, koltuğunu koruyarak yargısal süreçleri erteleme motivasyonu, hem yerel eleştirmenler hem de Türkiye tarafından operasyonların perde arkasındaki ana etken olarak gösterilmektedir.

Netanyahu kanadı ise bu iddiaları reddederek, eylemlerin tamamen operasyonel istihbarata dayandığını ve Türkiye’nin Suriye’de kuracağı bir hava savunma veya İHA ağının İsrail’in hava üstünlüğünü (özellikle İran’a karşı özgürlüğünü) tehdit edeceğini savunmaktadır. Filhakika, İsrail bölgemizde kendisiyle rekabet edebilecek bir başka devlete asla razı olmayacaktır. Razı edilebilir ama gönüllü rıza göstermeyecektir. Zira dünyevi standartlarda tekelci hegemonya karakterli bir sermayeyi yöneten zümre ile gökyüzü standartlarında ilahi vaatlerle donanmış olduğuna inanmış bir zihniyet için askeri endüstri yani savaşlar hayat sigortası mesabesindedir. Bundan mütevellit, İsrail’in işgal, saldırganlık ve yayılma meselesini Netanyahu’nun hukuki ve seçim kaygılarından ibaret gelişmeler olarak sunmak İsrail rejimini aklar.

İSRAİL’İN SAVAŞ EKONOMİSİ

Şüphesiz ki İsrail’de bir millet yaşıyor ve diğer ülkelerdeki milletler gibi rejime, vasfına ve üslubuna itiraz edenler, ona karşı mücadele edenler ve sistemi değiştirmek isteyenler var ve olacaktır. Ama ve lakin İsrail’in finans, askeri ve ekonomik müesses nizamını iyi idrak etmeden İsrail rejiminin nerede duracağını veya duramayacağını bilemeyiz. İsrail, devlet kapitalizmi, tekelci piyasa konsantrasyonu ve askeri-endüstriyel kompleksin (MIC) iç içe geçtiği çok özgün ve militarist bir iktisadi modele sahiptir. İsrail, kurulduğu dönemde (1948) ve 1980’lere kadar yoğun “sosyal, halkçı” unsurlar barındırıyordu. Tarımda kolektif çiftlikler (Kibbutzim), ekonominin neredeyse yarısını kontrol eden işçi sendikası konfederasyonu (Histadrut) ve devlet garantili istihdam bu modelin parçasıydı.

Ancak 1985’te kabul edilen “Ekonomik İstikrar Planı” ile İsrail bu modeli........

© Aydınlık