menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürdürülemez bir dünyanın son çırpınışları

63 22
04.01.2026

Mısır çöllerinin derinliğindeki Assiut şehrindeyiz. Yedi kişilik ailenin tek gözlü evinin ortasında, evdeki insan trafiğinin, sürekli “Latif Amca şu konuda fikrin nedir” diye soran 8 yaşındaki meraklı oğlan çocuğu Yahya’nın ve pencerenin hemen dışında tüm gece ve gündüz hiç durmadan havlayan köpeklerin gürültüsüne rağmen, bu yazıyı bitirebilirsek ne mutlu olacak bize düşüncesi ile, başladık bu haftaki yazımıza. Bu arada, Mısır’da 40 milyon kadar köpek olduğunu iki gün önceki bir Mısır gazetesinin İngilizce haberlerinde okuduşumuzu da buraya ek olarak iliştirelim!

Bu yazılarda, turistik gözlemler ve izlenimler belirtmek bize göre değil. Turist kitaplarında bu tür değerlendirmelerin ardı arkası kesilmez zaten. Biz burada, 4000 senelik Mısır ve onun 1500 senelik İslam medeniyeti sonrasındaki, bugünkü halini düşünmek istemekteyiz. Mısır, sadece firavunlar ve Kleopatra diyarı değil ne de olsa. İnsanoğlunun, Sümer, Hint ve Babil ile birlikte ortaya çıkardıkları en erken medeniyetlerin diyarı Mısır. O dönemlerin devasa boyutlardaki anıtları, antik Mısırın zenginliğini ve muhteşemliğini gözlerimizin önüne seriyor zaten. Özellikle de çölün orta yerinde görmemek imkânsız bunları. Ama bir Türk aydını olarak da İhşidoğulları ve Tulunoğulları Türk sülaleleriyle başlayıp, Memluk ve Osmanlı ile devam eden ve daha geçen yüzyıl başına kadar geçerli olan, bin senelik bir Türk varlığı ile ilgiliyiz burada.

Kahire’de hayranlıkla ziyaret ettiğimiz Tulunoğulları külliyesi, Mamluk eserleri, Osmanlı Paşalarının sadece Kahire’de değil, çölün derinliğindeki Assiut şehrinde bile inşa ettirdiği muhteşem saraylar ve evlere, İstanbul’da bile rastlamak zor aslında. Her nasılsa, Osmanlı payitahtından çok uzaklarda oldukları için, fark edilmez nasıl olsa diye olmalı, bizim Paşalar çok muazzam saraylar ve okullar yaptırıp, bölgelerinde medeniyet geliştirmişlerdi o zamanlar. Anadolu’muzun ortasındaki kendi şehrimiz Mersin ile birlikte, birçok Türk şehrinde bile, Osmanlıdan kalma buna benzer yapıları göremezsiniz. Ama elbette, dünyanın en verimli toprağına sahip Nil vadisinde Paşa iseniz, oradan gelen büyük gelirlerin bir kısmını bari, içinde yaşayacağınız muhteşem saraylara ayırma imkânınız olacaktır. Mersin’de, Malatya’da,........

© Aydınlık