menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mini devalüasyon mu geliyor?

32 0
latest

Mini devalüasyon (kur ayarlaması) mu geliyor? Hükümet hem uluslararası siyasette oynamaya çalıştığı denge politikasında hem de rüşvet vererek iktidarda kalmaya çalıştığı ekonomi politikalarında çok sıkıştı.

Zaten çok zor yürüttükleri, sözüm ona enflasyonla mücadele adı altında Atlantik Sistemi finansal yapısını besleme politikaları, ABD-İsrail’in İran’a saldırısı ve bu saldırının başarısızlığı sonrasında iyice çıkmaza girdi.

Merkez Bankası döviz rezervlerinde, saldırı sonrası başlayan panik çıkışlar ile 50 milyar dolar düşüş yaşandı.

Yabancı sermaye çıkışı sadece Türkiye’de değil. Yabancı sermayenin giriş yaptığı birçok gelişmekte olan ülkeden de çıkış oldu. Birçok gelişmekte olan ülke bu gelişmeden yara aldı.

Merkez Bankası, Türkiye’yi cazip pazar konumunda tutmak için 3 kuruş ve aşırı pahalı doları Türkiye’de tutmak amacıyla politika faizini görüntüde yüzde 37’ye indirdi ancak, zaten bir süreden bu yana Geç Likidite Penceresi adı altında kullandığı fonlama enstrümanını devreye alarak faizleri yüzde 40 seviyesinin üstünde tuttu. En çok işlem gören 2 yıl vadeli tahviller de yüzde 40 civarında seyrediyor.

Bu faiz düşürme gösterisi, sadece halkanın dışında kalan genel çoğunluğu yanıltmak için kullanıldı.

Şimdi biraz genel görünüme bakalım.

Takipteki tüm krediler 2025 yılı Nisan ayında 366 milyar TL civarında iken, Nisan 2026 ayında takipteki krediler 690 milyar TL dolaylarına ulaşmıştır. Bu artış yüzde 90’ın üzerindedir. Bu rakam bankaları tedirgin etmektedir. Takipteki kredilerdeki bu artış bankalarda 200 milyar TL civarında erozyona yol açmış ve sermaye artış gereksinimini artırmıştır.

İş Bankası Genel Müdürü geri adım atsa da ağzındaki baklayı çıkarmıştır. Sistem zora girmekte, daralmaktadır.

Cumhur İttifakı medyası içinde yer almasına rağmen, Yeni Şafak gazetesi manşetten bu politikalara saldırmaktadır. Ancak hükümetin, iktidarını Atlantik sistemine rüşvet vererek devam ettirme refleksi bu uyarıları göz ardı ederek Mehmet Şimşek ve ekibinin yolunu açmaya devam etmektedir.

Geldik manşetteki öngörüye; mini devalüasyon neden yapılacaktır? Ekonomi yönetimi kurları baskı altında tutarak, New York ve Londra tefecilerine kaynak aktarma politikası yerine ihracata destek verme politikasına mı dönecektir? Tabi ki hayır.

Şimdi 2023 yılı Haziran ayına geri dönelim. Yeni Cumhur İttifakı hükümeti seçimlerden sonra kurulmaktadır. Ekonomi yönetiminin başına Nebati ve Kavcıoğlu yerine Şimşek ve önce Erkan sonra Karahan ikilisi getirildi. Yeni politikanın ne olacağı belliydi.

Yeni ekip faizleri yükseltmeden önce sessizce bir operasyon yaptı.

2023 yılı Haziran ayı dolar kuru artış grafiğinden de görüleceği gibi dolar kuru bir ay içinde yüzde 30 artış yaşadı.

Halbuki 2023 Temmuz ayından 2024 yılı Temmuz ayına kadar dolar kuru yüzde 28 oranında artmıştır.

Peki bu yabancı sermaye açısından nasıl bir ortam sağlamaktadır?

Öncelikle kurlar belli bir seviyeye çıkarılarak, daha sonra çok düşük düzeyde artışa gereken ortam hazırlanmaktadır. 2023 yılı Haziran ayındaki artış sonrası faizler tekrar artırılarak yabancı sermayeye çağrı yapılmaktadır.

Kulaklarımla duymasam da gizli kapılar ardında kurların çok düşük olarak yükseltileceği sözü mutlaka tefecilere verilmektedir.

Çünkü milli çıkarlar açısından bakıldığında bu politikaların uygulanmasına olanak yoktur.

Ara ara yapılan New York ve Londra seferlerinde ne konuşulduğunu sanıyorsunuz?

İşte bu nedenle çoğunluğu Türkiye’yi terk etmiş olan tefeci paralarını Türkiye’ye geri getirmek için yaratılacak kârlı ortam ancak mini bir devalüasyonla mümkün olacaktır.

Elbette sorsanız bunu reddedeceklerdir.

Ama bir ara bunu da yapmayı deneyeceklerdir.

Foyaları artık o kadar ortaya çıktı ki!


© Aydınlık