Yeni NATO'culuğun perişan hâli
Son üç yıldır Türkiye’de yeni bir NATO’culuk inşa ediliyor. Atlantik sisteminin ana omurgası olan yapı, bugün “Türkiye’nin yön verdiği NATO” diye parlatılıyor.
Türkiye’nin NATO’ya ihtiyacından söz edenler, NATO’nun Türkiye’ye mecbur olduğunu söyleyerek aynı bağımlılık ilişkisini bu kez “yerli ve milli” ambalajıyla piyasaya sürüyor. Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi bu yeni söylemin vitrini hâline getirilmeye çalışılıyor. NATO’nun asıl işlevi ve hedefleri perdelenirken, jeopolitik ağırlıktaki artış, Atlantik sistemi ile Türkiye arasındaki yapısal çelişkileri örtmek için kullanılıyor.
BELİRLEYİCİ ÇELİŞKİ
Bugün yaşanan, çok kutuplu dünyanın yükselişi karşısında Atlantik sisteminin kendisini yeniden tahkim etme çabasıdır.
NATO’nun yeniden örgütlenmesi de bunun askerî ifadesi. ABD ile Avrupa arasında bazı konularda makasın açıldığı aşikâr.
Washington artık Avrupa’nın güvenlik faturasını tek başına taşımak istemiyor. Avrupa ise ABD’nin Asya-Pasifik’e yönelmesinden ve kendi savunma yükünü kendisinin üstlenmek zorunda kalmasından kaygı duyuyor. İran konusunda öncelikler ve Ukrayna konusunda maliyet hesapları farklı.
Çin konusunda yöntem tartışmaları var.
Fakat bütün bu ayrılıklar, hâkimiyetin maliyetini kimin üstleneceği, hangi araçlarla sürdürüleceği ve Atlantik sisteminin yeni döneme nasıl uyarlanacağı üzerine. Emperyalistler arasında çelişmeler gelişen dünya devletleri için bazı imkânlar yaratsa da asıl belirleyici olan emperyalist sistem ile gelişen dünya arasındaki çelişkidir.
KİM KİME MUHTAÇ?
Deniyor ki: “NATO artık Türkiye’ye muhtaç.”
Evet. NATO’nun Türkiye’ye ihtiyacı artmıştır.
Neden? Türkiye’nin bağımsız kalkınmasını desteklemek için mi?
Türkiye’nin........
