menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’nun geleceği ve Türkiye

42 0
23.07.2026

Ankara’da yapılan NATO Zirvesi üzerine siyasal saflaşmayı analiz edelim.

Birinci grup, hükümet ve yakın çevresinde öbeklenen siyasi çevrelerden oluşuyor. Bu kesimin görüşlerini kabaca şöyle özetlemek mümkün: “Türkiye’nin stratejik değeri ve etkinliği arttı. Bu nedenle artık NATO’da merkez ülke oluyoruz; örgütün gündemini biz belirleyeceğiz.”

Buna karşılık, CHP’deki İmamoğlu-Özel ekibinin ise “NATO demek demokrasi demektir, AK Parti hükümeti demokrat değil, biz daha iyi NATO’cuyuz, bizi destekleyin” diyor, böylece Atlantik başkentlerine görev başvurusu yaptıkları görülüyor.

Hükümet’e karşı olan cephe içinde ayrıca bir başka siyasal hat daha var. Onlar ise genel NATO karşıtlığı ekseninde siyasal bir tutum sergiliyor.

Bu görüşün sahipleri, ABD’nin hegemonyacılıkta gerilediğini, ABD ile Avrupa arasındaki çelişmeleri ve Atlantik ittifakı içindeki merkezkaç eğilimlerinin arttığını, en önemlisi, çok kutuplulaşma sürecinin gelişen dünya ülkelerinin lehine bir denge değişikliği yarattığını hesaba katmıyor.

NATO’nun Ankara Zirvesi’ni ve burada ilan edilen bildirgeyi de bu bakış açısıyla değerlendiriyorlar.

NATO’NUN İŞLEVİ

Bu üç yaklaşımın birleştiği ortak nokta, NATO’nun bugünkü durumunu dünya güç dengesindeki değişimden bağımsız değerlendirmesidir. Oysa Ankara Zirvesi’nin gerçek anlamını kavrayabilmek için önce NATO’nun hangi tarihsel koşullar içinde yeniden yapılanmaya........

© Aydınlık