Maya bozulursa söz biter
Mersin’de bir çocuk müdürünü vuruyor. İstanbul’da bir genç öğretmeninin canına kastediyor. Siverek’te, Kahramanmaraş’ta yaşananları anlatmaya ise yüreğimiz dayanmıyor. Son altı ayın dökümü bir asayiş bülteni değil, bir toplumun imdat çığlığı aslında. Bu tabloyu sadece münferit cinnet vakalarıyla açıklayıp geçemeyiz. Karşımızda duran gerçek bir dışavurum… Suçun türünü ve sonuçlarını, faillerin özel yapılarını irdelediğinizde vahim bir durum ortaya çıkıyor.
ÜRETİMDEN KOPMAK
Her olaydan sonra bildik nakaratlar başlıyor. Bir taraf din eğitimi yetersiz diyor, diğeri başka bir ideolojik kalıba sarılıyor. Tartışmaların arasında gerçeği ıskalıyoruz. Oysa bu çocuklar derin bir yalnızlığın, üretimden kopuşun ve anlamsızlığın kurbanı. Aileden, okuldan ve en acısı insandan kopan gencin sığınağı öfke oluyor. Bireycilik adı altında parlatılan o sınırsız ama içi boş özgürlük algısı, çocuklarımızı dipsiz bir kuyuya itiyor.
TESADÜF DEĞİL
Çıkış yolu tarihin tozlu raflarında değil, bu toprakların özünde gizli. Biz Horasan’dan getirdiğimiz erdemleri Anadolu irfanıyla yoğurduk ve bin yıl boyunca bu kültürle ayakta durduk. Moğol istilasının yarattığı o büyük yıkım döneminde bizi Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran işte bu harçla bir arada tuttu. Onlar bilgiyi değil hikmeti, rekabeti değil dayanışmayı örgütlediler. Çöken bir toplum ayakta kalabilmek için irfana sarıldı. Dayanışmaya sarıldı. Ahlaka sarıldı. Bugün en çok ihtiyacımız olan şey yine aynı mayadır.
ERDEMLER EĞİTİMİ
Geçen yazımızda da üzerinde durduk. Din eğitimi elbette verilmeli ancak bu ancak ahlak ve değerler eğitimi sağlandıktan sonra bir anlam kazanır. Temeli erdem ve ahlakla yoğrulmamış bir zihin, hangi bilgiyi yükleseniz yükleyin, en sonunda yıkıcı bir silaha dönüşüyor. Çocuklarımızda başarıyı kutsuyoruz ama erdemin ekmek kadar su kadar aziz olduğunu unutturuyoruz. Sınav maratonunda birbirinin rakibi haline getirdiğimiz o küçük kalplerden paylaşmayı bekliyoruz.
Ahlak eğitimi bir tercih değil milli bir mecburiyettir. Bu eğitim kağıt üzerindeki bir listeye sığmaz. Yardımlaşmanın, sorumluluk almanın ve paylaşmanın bir yaşam kültürü haline gelmesi şart. İncinsen de incitme diyen o irfanı yeniden bu toprakların çocuklarına aşılamak zorundayız. Şekilci tartışmaları bırakıp öze dönmeliyiz.
Anadolu’nun mayası sağlam ancak o mayayı çalacak ellere ihtiyaç var. Eğer bugün bu adımı atmazsak, şiddet bir istisna olmaktan çıkıp hayatın kuralı haline gelecek.
Şimdi karar vakti. Ya Horasan’dan gelen o kadim ahlaka sarılacağız ya da kendi evlatlarımızın yabancısı olacağız.
Aşk ile.
