Bir Tufeylinin portresi
Emeviler devrinde Kûfe’de yaşayan bir zat vardı. Adı Tufeyl b. Zellâl.
Öyle sıradan bir adam değildi. Tarihe yeni bir meslek kazandırmıştı. Davetsiz düğünlere gitmeyi, başkalarının sofrasında karın doyurmayı, kimsenin çağırmadığı yerlere yerleşmeyi öyle bir ustalık seviyesine çıkarmıştı ki adı bir kavrama dönüştü. Ondan sonra davetsiz misafirlere “Tufeyli” denildi.
Bugün iki kişi bir düğüne davetsiz gitse kimse isimlerini hatırlamaz. Ama düşünün ki aradan bin üç yüz yıl geçmiş, hâlâ adamın adı yaşıyor. Demek ki mesleğinde gerçekten büyük ustaymış.
Tufeyl’in oğluna bıraktığı öğütler de ibretliktir.
“Düğüne girdiğinde korkak görünme” der. “Şaşkın şaşkın etrafa bakma. Kendinden emin yürü. Sanki ev sahibi sensin.”
Ne büyük strateji...
Önce davetsiz giriyorsun.
Sonra davetli gibi davranıyorsun.
Bir süre sonra da ev sahibi oluveriyorsun.
Aradan asırlar geçti. İnsanlık aya çıktı, internet bulundu, yapay zekâ icat edildi ama Tufeyl’in ekolü ölmedi.
Hatta bizim buralara kadar ulaştı.
Önce Ankara’da çeşitli Alevi-Bektaşi kurumlarının bir araya geldiği birlik toplantılarına uğradı bizim modern Tufeyli.
Kim davet etti bilinmiyor.
Herkes birbirine baktı.
Herhalde öteki çağırmıştır diye düşündü.
Kimse bir şey........
