menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump sonrası Türkiye’yi ne bekliyor?

67 0
12.10.2026

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Yunanistan ziyareti ve 7 Ekim’de Atina’da yaptığı konuşma, Türkiye’de yeterince tartışılmadı. Oysa Akropolis (Antik Yunan medeniyetinin dini ve kültürel simgesi)’in karşısındaki tarihi Pnyks Tepesi (Antik Atina’da halk meclisinin toplandığı, demokrasinin ilk merkezlerinden biri)’nde verilen mesajlar, yalnızca ABD-Yunanistan ilişkileri açısından değil, Washington’un gelecekte Türkiye’ye nasıl yaklaşabileceğini anlamak bakımından da son derece önemliydi.

Rubio, konuşmasında Antik Yunan’dan Roma’ya, Hristiyan Avrupa’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanan bir medeniyet çizgisi kurdu. Batı’nın yeniden güçlenmesi gerektiğini savundu. Ulusal egemenlik, askeri güç, teknolojik üstünlük ve tarihsel kimlik kavramlarını öne çıkardı.

İlk bakışta klasik bir Batı medeniyeti savunusu gibi görülebilir. Ancak konuşmanın yapıldığı yer, kullanılan kavramlar ve Washington’daki siyasi dengeler birlikte değerlendirildiğinde karşımıza çok daha önemli bir mesele çıkıyor.

Trump sonrasında Amerika’nın Türkiye’ye bakışı nasıl şekillenecek? Bence bugün üzerinde düşünmemiz gereken asıl soru budur.

MAGA’NIN MEDENİYET HARİTASINDA YUNANİSTAN

MAGA, yani Make America Great Again (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketini yalnızca Trump’ın seçim sloganından ibaret görmek yanlış olur. Bu hareketin içinde ekonomik milliyetçilikten göç karşıtlığına, Amerikan sanayisinin yeniden güçlendirilmesinden Batı medeniyetinin korunmasına kadar farklı düşünceler bulunuyor. Rubio’nun Atina konuşması özellikle sonuncusunu görünür kıldı.

ABD Dışişleri Bakanı, ülkesinin kurucu düşüncesini Antik Yunan mirasıyla ilişkilendirirken Yunanistan’a tarihsel bir anlam yükledi. Amerikan devletinin mimarisinden siyasi kurumlarına kadar Yunan etkisini anlattı. Batı’nın geleceğini de bu medeniyetin yeniden özgüven kazanmasına bağladı. Elbette Antik Yunan’ın Batı düşüncesine katkıları tartışılmaz. Ancak tarihsel bir mirasın güncel siyasi tercihlere dayanak yapılması başka bir meseledir.

Yunanistan açısından son derece elverişli bir tabloyla karşı karşıyayız. Atina, Washington’da yalnızca stratejik ortak değil, Batı medeniyetinin tarihsel merkezlerinden biri olarak da kabul görmek istiyor.

Burada dikkat etmemiz gereken nokta şu: MAGA hareketinin tamamı aynı düşünceleri paylaşmıyor. Trump’ın ekonomik çıkarları önceleyen yaklaşımıyla Rubio’nun medeniyet merkezli söylemi arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Fakat bu farklılıkların Trump sonrasında hangi yönde birleşeceğini henüz bilmiyoruz.

ÖZEL DENKLEM:

TRUMP İLE ERDOĞAN

Bugün Türkiye-ABD ilişkilerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kişisel yakınlığın önemli bir rol oynadığını inkâr edemeyiz. İki lider arasında diplomatik nezaketin ötesine geçen, birbirlerinin siyasi tarzını anlayabildikleri bir ilişki bulunuyor.

Trump, Amerikan müesses nizamının alışılmış refleksleriyle hareket eden bir siyasetçi değil. İdeolojik tutarlılıktan çok pazarlığa, kurumsal alışkanlıklardan çok somut kazanımlara önem veriyor. Bir ülkeyle ciddi anlaşmazlıklar yaşarken aynı ülkenin lideriyle farklı alanlarda işbirliği geliştirebiliyor. Bu pragmatizm Türkiye açısından zaman zaman önemli fırsatlar yaratıyor.

Washington’daki bazı kurumların Türkiye’ye yönelik yerleşik yaklaşımları, Trump’ın kişisel tercihleri sayesinde esneyebiliyor. Ancak bu durum ilişkilerdeki yapısal sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. S-400 meselesi, F-35 programı, Suriye’deki Amerikan politikası, Doğu Akdeniz’deki çıkar farklılıkları ve Rusya ile ilişkilerimiz hâlâ önemli başlıklar.

Trump’ı karşılama töreni (7 Temmuz 2026).

Trump-Erdoğan yakınlığı bu sorunların yönetilmesini kolaylaştırabilir. Fakat kişisel dostlukları kalıcı devlet politikalarının yerine koyamayız. Üstelik Trump’ın pragmatizminin Türkiye lehine işleyeceğinin de garantisi yok. Amerikan çıkarlarının farklı bir tercihi gerektirdiğini düşündüğü anda tutum değiştirebilir. Dolayısıyla........

© Aydınlık