menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enerji tedarikinde ABD tuzağı

11 0
latest

Bir ülkenin dış politikasındaki yön değişikliğini anlamak için her zaman liderlerin kameralar karşısındaki sıcak konuşmalarına, diplomatik zirve bildirilerine ya da kapalı kapılar ardında imzalanan savunma antlaşmalarına bakmak gerekmez. Bazen bir limandan kalkan petrol tankerinin rotası, uluslararası ilişkiler literatüründeki onlarca resmi cümleden çok daha fazla gerçeği çıplaklığıyla anlatır. Türkiye’nin enerji ithalatında son aylarda ortaya çıkan tablo da tam olarak bu niteliktedir. Uzun yıllardır petrol ve doğal gaz tedarikinde tarihsel, coğrafi ve stratejik ağırlığı derinden hissedilen Rusya’nın payı sistematik olarak geriletilirken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin çok kısa bir süre içinde bu boşluğu doldurarak öne çıkması sıradan bir piyasa tercihi olarak geçiştirilemez. Bu değişim, emperyalist merkezlerin Ukrayna üzerinden kurguladığı küresel savaş stratejisinin Türkiye’nin hayati enerji damarlarını nasıl esir aldığını ve ekonomik güvenliğimizin Atlantik dengelerine nasıl kurban edildiğini gösteren tehlikeli bir işarettir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) raporlarına yansıyan veriler, bu yapısal savrulmanın boyutlarını tüm çarpıcılığıyla ortaya koymaktadır. Türkiye, 2026 yılının ilk dört ayında ABD’den neredeyse hiç ham petrol alımı yapmamışken, mayıs ayında ABD’nin toplam ham petrol ithalatımız içindeki payı bir anda yüzde 13’e fırlamıştır. Haziran ayına gelindiğinde ise okyanus ötesinden yapılan sevkiyat rekor kırarak 570 bin 676 tona, toplam ithalat içindeki payı ise yüzde 21’e ulaşmıştır. Böylece ABD, Türkiye’nin en büyük ham petrol tedarikçisi konumuna yerleşirken, Ankara da ABD’nin dünyada en fazla ham petrol sattığı 11’inci ülke seviyesine yükseltilmiştir. Benzer bir baskılama motorin piyasasında da yaşanmakta, doğal gazda ise Amerikan sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) ağırlığı artmaktadır. Dolayısıyla karşımızdaki tablo, geçici bir dış ticaret hareketliliğinin ötesinde, Türkiye’nin komşularıyla olan bağlarını zayıflatan köklü bir bağımlılık tuzağıdır.

KISA VADELİ VE UCUZ PETROLÜN TASFİYESİ

Rakamların arkasındaki jeopolitik körlüğü doğru okumak gerekmektedir. Yılın ilk aylarında sıfır olan bir tedarikin, iki ay gibi kısa bir sürede birinci sıraya tırmanması basit bir navlun ya da parite hesabı değildir. Burada fiyat avantajının ötesinde, Washington’un tek taraflı yaptırım mekanizmaları ve baskı diplomasisiyle şekillendirdiği dayatmacı bir enerji coğrafyası vardır. Bu yeni durum, Türkiye’nin en güvenli, en ekonomik ve en sürdürülebilir enerji ortağı olan Rusya Federasyonu ile ilişkilerini açıkça zedelemektedir.

Uzun yıllar boyunca Türkiye’ye çok kısa bir lojistik mesafeden, düşük navlun maliyetleriyle ve piyasa koşullarının oldukça altında “ucuz petrol ve doğal gaz”........

© Aydınlık