Zafer Toprak arşivi ve kitaplığı
Kütüphane sayısı açısından İstanbul hiç de küçümsenecek bir kent değildir. Ancak kütüphane yapılarıyla içindeki kitapların niteliksel özelliğini birbirinden ayırmak gerek. İçinde kitap barındıran her yapı kütüphane değildir. Kütüphanelerin de kendi içinde bir sınıflandırması, bir düzeni ve içeriksel birer ağırlığı vardır. Ne yazık ki günümüzde birbiri ardınca açılan yeni kütüphane binalarının bildik kütüphanelerle pek ilgisi yoktur. Yalnızca adı kütüphanedir. Kitap okumak için değil, yalnızca ders çalışmak için gidilen yerlerdir. Ve kütüphane adı altında bu doğrultuda ve işlevde öğrencilere hizmet verirler.
Defalarca sözünü ettik, sanırım bundan sonra da söz etmeye devam edeceğiz. Ülkemizde özel —eski seminer kitaplıklarının işlevini yüklenen— kütüphaneler yok ya da çok ama çok azdır. Örneğin dört dörtlük bir arkeoloji, mimarlık, tiyatro, sinema, plastik sanatlar ya da bunlar gibi birçok alanda bilimsel çalışmaların karşılığına denk düşecek bir kütüphaneye sahip değiliz. Çünkü bu kütüphanelerin oluşması, bir yerlerdeki depolardan gelen kitap yığınlarının raflara gelişigüzel dizilmesinden çok daha farklıdır. Onun içindir ki yalnızca İstanbul’da değil tüm Türkiye’de yukarıda saydığımız ve de saymadığımız birçok alanda bilimsel çalışmalar yapacak olanların (öğrenci, akademisyen, bilim insanı, araştırmacı vb.) başvuracağı herhangi........
