menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KÜRT ÇÖZÜMÜ NASIL TOPLUMSALLAŞABİLİR?

15 0
16.09.2026

Son yazımda, Kürt çözümü toplumsallaşmazsa ne olabileceğinden bahsetmiştim. Otoriter zihniyet sorgulanmadan, biraz da kinayeyle, talimatla ortak bir gelecek kurulamayacağını belirtmiş ve yazıyı şöyle sonlandırmıştım:

“Kürt sorununun çözümü toplumsallaşmazsa terörü sona erdirebiliriz, bazı yasaları değiştirebiliriz, hatta komisyonun adına birkaç güzel kelime daha ekleyebiliriz. Ama aynı evin insanları olmayı başaramayabiliriz.

Ve galiba asıl mesele de bu: Birbirine giderek yabancılaşan iki toplum parçasını aynı devlet sınırları içinde tutabilirsiniz; fakat yalnızca sınırları ortak olan insanların geleceği de kendiliğinden ortak olmuyor ne yazık ki.

Bu yazımda, 2006’dan bu yana konuya ilişkin saha deneyimi olan biri olarak şu soruya cevap aramaya çalışacağım: Kürt sorunu gerçekten içeriden ve bir devlet politikası çerçevesinde çözülmek; ayrıca çözüm toplumsallaştırılmak, sağın tabiriyle “kardeşleşme”, evrensel tabirle “eşit yurttaşlık” tesis edilmek isteniyorsa, bu yönde hangi somut adımlar atılabilir?

Öncelikle gerek sağ siyasette gerekse Öcalanist siyasi gelenekte zaman zaman görülen, hiyerarşik ilişkiler ve dolaylı sadakat üzerinden işleyen STK anlayışının gözden geçirilmesi gerekiyor. Hangi fikri veya değeri temsil ederse etsin, bir STK’nın organik bir yapıya sahip olması; bağlı olduğu toplumsal tabanın duyarlılıklarını bağımsız, makul ve gerektiğinde eleştirel bir dille ifade edebilmesi önemlidir.

Kutuplaştırma ve dolaylı cephe siyaseti de gözden geçirilmeli. Zira kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştiren bir siyaset anlayışı, güçlü bir etnik siyasi grubun taleplerini merkeze nasıl entegre edebilir? Burada pazarlık siyaseti değil, toplumsal kontrat esas alınmalıdır.

Bütün eleştirilere rağmen Erdoğan dönemi, Cumhuriyet tarihinde Kürt sorununun çözümüne yönelik en ciddi adımların atıldığı dönemlerden biri olmuştur. Bahçeli’nin büyük ölçüde tek başına üstlendiği görünen son inisiyatif de bu sürecin bir parçasını teşkil etmektedir. En azından ülkemizde Balkan ve Kafkas asabiyesini taşıyan kesimlerin önemli bir bölümü Kürt kimliğinin varlığını kabullenmiştir. Onların da çözüm konusundaki duyarlılıklarına ve sınırlarına saygı göstermek gerekir.

Süreci toplumsal tabana indirmeden; uluslararası güvenlik, anayasa değişikliği, seçim ittifakları veya yalnızca TBMM ile devlet-örgüt ilişkileri üzerinden tasarlamak, çözümü........

© Antalya Son Haber