YERELDEN EVRENSELE YÖRÜK MÜZİĞİ VE ARPANATOLİA -1
GİRİŞ
Coğrafi koşullara bağlı yaşam biçimi ve bu yaşam biçimine bağlı üretim tüketim ilişkilerinden kaynaklı üretilen insani kültürel unsurların varlığına dikkat çekerek; politik kararların bu yapıyı nasıl değiştirdiğini anlatmak elzemdir.
Değişen süreçte yöre sanatçılarının, aydınlarının çabasıyla var olan kültürel unsurları özellikle de müziği ortaya koymak ve geliştirmek bu sürecin en önemli çabasıdır. Bu süreçte kurulan Arpanatolia ile Yörük çalgılarının senfonilere dahil edip hatta soloya çekilen sipsi ve bağlamanın öyküsü bizi heyecanlandıran gelişmelerdir.
Arp ile sipsi opera müziğinde kendini ifade edebilecek noktaya ulaşması en güzel başarılardan biriydi ve bu yazıda kısada olda bu sürecin aşamaları anlatılır.
Bu sürece katkı koyan sanatçılar projeleriyle birlikte bu metinde anlatılmaya çalışılmıştır.
YÖRÜK MÜZİĞİ
Metni okuyan çoğu okur belki de Yörük müziği nedir? Böyle farklı bir tür mü var, diyecek. Elbette farklı bir tür değil. Her şeyden önce uluslar konuşmak, duygu ve düşüncelerini anlatmak için farklı dilleri kullansa da müzikte bu böyle değil; nota sayısı, adı ve ses ağırlığı bellidir ve bunu bütün dünya kullanır. Farklılık toplumların coğrafik özelliğinde, kendi müzik kültüründe, estetik anlayışında ve enstrümanlarındadır; ayrıca dilin anlam ve ses yapısı da müziğin rengine etki eden farklılık unsurlarıdır.
Her ulusun farklı bölgelerinde düzen ve yorumlarda çeşitlilik olabilir. İşte bunun gibi bütün Toroslarda, özellikle göçer Yörük topluluğunda coğrafyanın insanı şekillendirdiği gibi sanatını da şekillendirdiğini görüyoruz. Bunun nedeni yaşayış biçimi, daha doğrusu üretim tüketim biçiminden kaynaklanan etkiler söz konusudur. Bu noktayı daha bir somutlaştırırsak yerleşik toplumların enstrümanı üç ton ağırlığı bulan piyano iken, Yörükler göçerliklerine bağlı olarak sürekli hareket ve taşınma sorunlarından olsa gerek, divan sazını bile ekmek torbasına girebilecek bir şekle getirmişler, adını da Türkçede küçük anlamına gelen “cura” demişlerdir. Ve curada divan sazında bulunmayan
daha tiz bir ses elde edilmiş. Bu haliyle cura göçerlerin ekmek torbasında taşıyabildiği bir yol arkadaşı olmuştur. Peki, bu yol arkadaşı yalnız mı kalsın? Yine çobanın çorabında, kasketinin içinde, kulak arkasında taşıyabildiği kargıdan yapılmış sipsi vardır; işte........
