Nezakete dair geç gelen bir aydınlanma
Aldığı uluslararası ödüller ve başarılarıyla ülkemizin medarı iftiharları arasında gösterilen yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın, işlerini öğrenciliğimden bu yana ilgi ve takdirle takip ettiğim muteber gazeteci Cansu Çamlıbel’e yıllar önce verdiği röportajdaki bir sözü geniş yankı bulmuş, o zamanlar Twitter başta olmak üzere sosyal medya ortamlarında epeyce tartışılmıştı. Ait olduğumuz topluma dair yapılmış en hakikatli, en derinlikli tahlillerden biri olmasıyla ünlenen o ifadeleri burada beraber anımsayalım:"Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz…"Nuri Bilge’nin incelikli bir gözlem ve tahminimce çokça tecrübenin neticesinde dile getirdiği bu büyük gerçeklik öyle yamandır ki, önermeyi tevazu mefhumu dışında medeniyete içkin hangi meziyetle değiştirseniz sonuç değişmez; savunulan hakikat değişmez. Bunlardan biri de bana göre nezaket…***Gündem, dış politika gibi konuları bugün bir kenara bırakıp biraz bu mesele hakkında konuşalım düşünelim istedim; biliyorum ki edeceğim veryansında, usancımda yalnız değilim. Yaşımı başımı aşan bir tondan sızlanmak, ortalığı yerip yakma arzusunda da değilim doğrusu. Gel gelelim memlekette hep mi böyleydi, yoksa insanımızın uygarlık adına şirazesinin tümden kaydığına yönelik artık çok sıklaşan türde tecrübelere kişisel anlamda bigane oluşumdan mı gördüklerim, yaşadıklarım karşısında çocuksu şaşkınlığım; bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey varsa toplumumuzda yaşı, cinsiyeti, kimliği, eğitimi, mesleği, statüsü fark etmeksizin çoğu insanın artık genel-geçer görgü kurallarından, usul erkan bilmekten, insani fazilet ve meziyetlerden yoksun olduğu. Daha fenası da, bu........
