Britanya’nın kendi “Brexit”i yakın mı?
Karşılaştırmalı siyasi tarih anlatılarında Britanya’nın Avrupa’yla ilişkisi hep mesafe, egemenlik, ayrıksılık gibi kelimelerle ifade edilir. Elbette bu diyalektik boşa değil; nitekim Birleşik Krallık, Avrupa bütünleşmesinin içinde yer alırken bile kendisini hep kıtanın geri kalanından biraz ayrı tutmayı tercih etti. Brexit hamlesi ise siyaseten bu ayrıksı ve kibirli eğilimin en nihai durağı oldu. Şimdilerde ise aynı egemenlik tartışmasının bu kez Londra’nın kendi sınırları içinde büyümesi, üzerinde durmaya değer bir siyasi çelişki yaratıyor.
Bu hafta Cardiff’te İskoç, Galli ve İrlandalı milliyetçi hareketlerin anayasal değişim için ortak bir mutabakata varması, elbette Birleşik Krallık’ın dağılmak üzere olduğu anlamına gelmiyor. Üç hareketin hedefleri de aynı değil. İskoçya’da bağımsızlık, Galler’de bağımsızlık ve daha fazla yetki talepleri, Kuzey İrlanda’da ise İrlanda’nın birleşmesi tartışılıyor. Fakat mevzunun çıkış noktası, Westminster merkezli mevcut düzenin sonsuza kadar aynı biçimde sürüp sürmeyeceği düşüncesine dayanıyor.
Aslında bu, Britanya siyasetinin eski bir meselesi. Birleşik Krallık hiçbir zaman birbirine benzeyen dört parçanın yan yana gelmesinden oluşmadı. İngiltere’nin belirgin ağırlığı altında farklı tarihleri, kimlikleri ve siyasi hafızaları olan ülkeler aynı devlet çatısı içinde tutuldu. 1990’ların sonunda İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’ya yetki devredilmesi, merkezin bu farklılıkları........
