Fırtına henüz dinmiş değil
Çünkü savaşlar sadece cephede yaşanmaz; asıl etkileri limanlarda, konteynerlerde, enerji hatlarında ve raflarda hissediliyor fazlasıyla.
Bugün bu savaşın en görünür etkilerinden biri hiç kuşkusuz tedarik zincirlerinde yaşanan kırılma.
Küresel ekonomi, uzun yıllardır “tam zamanında üretim” modeli üzerine kurulu bilindiği üzere.
Yani stok minimum, akış maksimum. Ancak bu sistemin en zayıf noktası da tam burada ortaya çıkıyor:
Şoklara karşı dayanıklılık.
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi dünyanın enerji ve ticaret damarlarının merkezinde yaşanan bir gerilim, sadece bölge ülkelerini değil; Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar tüm üretim hatlarını etkilemesiyle dünya bu etkilere karşı tedbirlerini arayışla büyütmeye devam ediyor.
Petrol ve doğalgaz sevkiyatlarında yaşanan aksama, navlun fiyatlarını artırırken; bu artış domino etkisiyle tüm sektörlere de hızla yayılmış durumda.
Peki dünya bu şoka hazır mıydı?
Veya şöyle diyelim dünya böyle şoklar karşısında hızlı karar almakla hata payını aza indirerek ne kadar az zararla kurtuluruz hesaplarında?
Soruya gelelim; Hazır mıydı?
Açık konuşmak gerekirse, hayır.
Pandemi sonrası “tedarik zinciri çeşitlendirmesi” ve “yakın coğrafyadan üretim” gibi kavramlar sıkça fazlasıyla konuşuldu.
Ancak uygulamada küresel sistem hâlâ kırılgan........
