menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karanlık Yılların Aydınlanan Gerçeği

22 0
08.09.2026

Geçen yazımda ihraç vitaminlerden bahsetmiştim. Yazımda ilave olarak, bir isimlendirmenin ötesinde gerçekler olduğunu ve uzmanına danışmanın ne kadar önemli olduğunu belirtmiştim. Bundan önceki yazımı okuyup bu yazıma devam ederseniz çok daha doğru bir yol izlemiş olursunuz. Ama zamanınız yoksa tabii ki buyurun, geçelim yazımıza; Yine bir “vitamin”den bahsedeceğim. Bu da aslında bir vitaminden çok daha fazlası.

Evet, vitaminler yaşam için gerekli olan, dışarıdan alınması gereken ve vücutta sentezlenmeyen aminler olarak söylenmişti. Sonradan vitaminlerin aslında pek çoğunun amin olmadığı ama yine de isminin “vitamin” olarak kaldığını biliyoruz.

Bugünkü konumuz da D vitamini. Bu vitamin vücut tarafından güneş ile birlikte sentezlenebilmektedir; aslında vitamin kriterlerine uymamaktadır.

Peki, neden “D vitamini” demişler? Biraz daha konuyu açalım;

D vitamininin hikâyesi çok ilginçtir. Bu vitaminin keşfi, tıp tarihinin en büyük gizemlerinden birinin çözülmesini ve Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan karanlık bir kâbusun sona ermesini anlatır. D vitamini, güneş ışığıyla sentezi tetiklenen bir hormondur, vitamin değildir; ancak yanlış isimlendirme, tarihî bir tesadüf olarak günümüze kadar gelmiştir.

Sanayi Devrimi ile birlikte, 17. yüzyıldan başlayıp 19. yüzyılda artan sanayi bacalarından yükselen yoğun kömür dumanı gökyüzünü kaplamıştır. Bu yerlerde çalışan insanlar, sabahları madenlerde, akşamları ise küçük ve karanlık evlerinde zaman geçirmeye başladılar. Güneşten ve kaliteli besinden yoksun çocuklarda bacak eğrilikleri ve deformasyonlar görülmeye başladı. Tıpta da “X bacak” veya “O bacak” denen patolojik anatomik bozukluklarda bir patlama yaşandı. Londra’daki çocukların neredeyse 10 tanesinden 8’i böyleydi.

Hekimler çoğunlukla gözlemlerle tedavi ve tanıyı bulmaya çalışır. O zamanlarda da İngiliz hekim Edward Mellanby, raşitizmin beslenme kaynaklı bir eksiklik olabileceğini düşünmüştür ve araştırmalarına devam ederken ilginç, tesadüfi bir şekilde iyileşen vaka grubu saptamıştır. Bir önceki yazımda hayvanlar üzerindeki gözleme dayalı bulguların değerinden bahsetmiştim. Edward, raşitizmli köpekler üzerinde yapmış olduğu deneylerde, onlara morina balığı yağı verdiğinde........

© Analiz