Bir filme geç kalınır mı?
Bence hiçbir şeye geç kalınmaz. Her şey doğru zamanda ve doğru yerde, olması gerektiği gibi olur. Hayatın akışında çıktığımız her basamak, sonunda bizi ulaşmamız gereken o kapıya götürür. Belki de bu yüzden Transylvania ile yolum 2006 yerine 2026 yılında kesişti.
Belki vizyona girdiği yıllarda izleseydim, filmde sadece bir aşk acısı görecektim. Bir kadının sevdiği adamın peşinden çıktığı yolculuğu izleyecek ve film bittiğinde hikâyeyi orada bırakacaktım. Oysa bugün, film beni bambaşka yerlerden besledi. Müzikleri, yolculukları, karakterleri, onların arayışları ve dahası o özgürlük hissiyle içimde durmaksızın bir yola çıkma isteği uyandırdı.
Bir kadının aşkını aramak için çıktığı yolun, kendini aradığı bir yolculuğa dönüşmesi… Hayatın kendisi de biraz böyle. Bir yere varacağımızı düşünerek yola çıkıyor, yeni yollar seçiyor, bazen kayboluyor ve kimi zaman hiç hesapta olmayan insanlarla karşılaşıyoruz. Sonra dönüp baktığımızda attığımız tüm o adımların bizi bugünkü hâlimize getirdiğini fark ediyoruz. Ve bence bu sadece filmler için geçerli değil. Bir süredir bir........
