menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze'nin sınırlarını aşan jeopolitik bir hamle: Barış Kurulu

22 0
29.01.2026

Orta Doğu ve İsrail Analisti Gökhan Batu, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesiyle birlikte oluşturulan Barış Kurulu'nun küresel düzenin geleceği için ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

İsviçre'nin Davos kentinde 22 Ocak 2026'da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu sırasında imzalanan kurucu anlaşmayla beraber, Gazze'de çatışmanın sonlandırılmasına yönelik "ABD Başkanı Donald Trump'ın çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik planıyla birlikte duyurulan ve BMGK'nin 2803 sayılı kararıyla meşru zemin sağlanan "Barış Kurulu" (Board of Peace) resmiyet kazanmış oldu. Ancak imza töreninin ardından açıklanan, içeriğinde Gazze'ye doğrudan bir atıf bulunmayan Barış Kurulu Şartı'nın muhteviyatı ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Şu haliyle kurucu metin, Gazze'nin çok ötesinde, küresel düzeyde barış inşası ve barışın korunmasına ilişkin referanslar içeriyor.

Öncelikle metin ABD'nin, Trump yönetimiyle beraber artan bir şekilde Birleşmiş Milletler (BM) ve İkinci Dünya Savaşı sonrası sistemi eleştiren söylemiyle paralel bir çerçeveye sahip. Bu anlamda ABD'nin, bir süredir bazı BM kurumlarından ve bunların finansmanından çekilme hamleleriyle de ciddi bir tutarlılık içerisinde kaleme alınmış. Özellikle giriş bölümünde, "kalıcı barışın, tarihsel olarak çoğunlukla başarısız olan yaklaşımlarla kurumsal yapılardan ayrışma cesaretini gerektirdiği" beyanı dikkati çekici. Metin üzerinden ABD'nin, yük ve sorumluluğun daha fazla paylaşıldığı bir sistem arayışında olduğu çıkarımını yapmak mümkün.

Barışın korunması ya da barışın inşası adına BM sisteminin işlevsel sorunları olduğu, BMGK'nin 5 daimi üyesinin kendi çıkarları çerçevesinde sistemi tıkayabildiğine yönelik eleştiriler her zaman mevcuttu. Buna karşılık, Barış Kurulu Şartı'nda, Başkan'a atfedilen olağanüstü yetkileri, neredeyse tek kişilik bir güvenlik kurulu niteliğinde. Öte yandan Milletler Cemiyeti ve BM, işlevsel sorunlarından bağımsız olarak, kazananların domine etmesine rağmen barışın alternatifinin ya da savaşın maliyetinin ne kadar ağır olduğunu bilen toplumların kurduğu uluslararası yapılar oldu.

Geniş perspektiften bakıldığında, Barış Kurulu'na dair iki temel çıkarım yapılabilir: İlk olarak kurucu metin, mevcut konjonktüre göre şekillendirilmiş ve ABD adına adeta "stratejik bir geçiş dönemi manifestosu" gibi kaleme alınmış görünüyor. ABD'nin, söz konusu geçiş dönemini temsil eden Barış Kurulu üzerinden yürüttüğü politikada ısrar etmesi durumunda, bu yapı BM'nin yerini alamayacaksa da nüfuzunun kısıtlanması kaçınılmaz olacaktır. Bunların uluslararası sistem üzerinde açacağı tahribatın yeni bir düzen arayışı getireceği de açık. Ancak Barış Kurulu'nun, bu haliyle istenen sonuca ulaşması oldukça sorgulanabilir nitelikte. Dolayısıyla, bu hamleyi ABD'nin, sıra dışı kazanımlarını konsolide etmesini sağlayacak bir çözülme ve yeniden kurumsallaşma dönemi olarak tarif etmek de mümkün. İkincisi bu tabloda Gazze, Barış Kurulu'nun meşruiyetinin,........

© Anadolu Ajansı Analiz