AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı: Sınırlar daha güvenli, insan hayatı daha güvensiz
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, Avrupa Birliği'nin yeni Göç ve İltica Paktı'nı ve bu paktın göçmenlerin geleceği açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
Geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı, Avrupa Birliği'nin (AB) göç ve iltica politikasının yeni çerçevesini oluşturuyor. Pakt, içerdiği çok sayıdaki düzenlemenin olumlu ve olumsuz maddeleriyle günlerdir tartışılıyor.
"Avrupa değerlerine bağlı kalarak sonuç odaklı çalışan, AB düzeyinde göçü yöneten ve ortak bir iltica sistemi kuran bir dizi kural" olarak tanımlanan pakt, deklare edilen amaçları bakımından ilk bakışta olumsuz görünmüyor. Ancak güvenli dış sınırların sağlanması, hızlı ve verimli işlemler, etkili bir dayanışma ve sorumluluk sistemi ile "göçün uluslararası ortaklıklara entegre edilmesi" şeklindeki başlıklar, pakta hakim olan perspektif ve içerik hakkında yeterli bilgi vermiyor.
Yeni haliyle merkezdeki sağ, sol, sosyalist ve liberallerin paktı desteklemesi, buna karşılık hem aşırı sağcıların hem de sol gruplar ve insan hakları savunucularının karşı çıkması, ilk bakışta paktın makul olduğuna ilişkin bir görüntü oluşturabilir. Ancak buradaki yeni merkezin aslında birçok konuda olduğu gibi demokratik makuliyeti temsil eden orta nokta olmadığını, bu konuda adalet ve hak temelli bir perspektifi temsil ettiğini de düşünmemek gerektiğini belirtmek gerek. Ağırlıklı olarak soldaki pek çok kişi ve grupla birlikte yeşillerin, insan hakları örgütlerinin, hak temelli bütünleşik bir göç politikasından yana olanların ve tabii iltica hakkını kullanmak zorunda olanların pakta ve onunla gelen düzenlemelere karşı oldukları görülüyor.
Öte yandan paktın içerdiği bazı düzenlemeler, örneğin çocukların, kadınların, dezavantajlı gruplardan sığınmacıların korunmasıyla ilgili olan veya hak ihlalleriyle ilgili izleme mekanizmalarını öngören maddeleri, yükselen göç veya yabancı düşmanlığı gerçeği karşısında yeniden konumlanan pek çok siyasetçinin, "demokrat duruşuna" halel getirmeden onu desteklemesini kolaylaştırıyor. Aşırı sağcılar ve göçmen karşıtları sürekli el yükselterek paktı eleştirseler bile onun “yönünü” doğru buluyorlar ve öteden beri söylediklerinin gerçekleşmesi olarak görüyorlar. Marine Le Pen, 2023’te göçle ilgili düzenlemeleri “ideolojik zafer” olarak adlandırırken de bugün pakete karşı olduğunu söyleyip, göçle ilgili kısıtlamalara evet oyu verirken tutarlı. 17 Haziran’da Avrupa Parlamentosu'nda, “tarihinin en katı göç yasası” olarak adlandırılan yasanın kabul edilmesinin ardından yumruklarını havaya kaldıran ve “onları geri gönderin" diye tempo tutan aşırı sağcı milletvekilleri de öyle.
Kavramların değişen anlamları
Gelinen aşamada mesele Göç ve İltica Paktı'nın maddelerinden daha derinde. Göçü ve mültecileri........
