menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mahremiyetin fiyatı: Kapitalizm bedeni nasıl pazarlıyor?

11 0
29.07.2026

Bir zamanlar mahremiyet, insanın kendisine ait son sığınağıydı. Evin kapısı kapandığında dünya dışarıda kalır, özel olan gerçekten özel kalırdı. Bugün ise dijital çağın görünmez pazarında mahremiyet de diğer bütün değerler gibi fiyat etiketi taşıyor. Artık yalnızca zamanımızı, emeğimizi ya da üretimimizi değil; dikkatimizi, duygularımızı, ilişkilerimizi ve hatta bedenimizi de pazarlayan bir ekonomik düzenin içindeyiz.

Bu dönüşümü yalnızca bireysel tercihler üzerinden okumak eksik olur. Çünkü mesele tek tek insanların ahlaki tercihinden çok daha büyüktür. Asıl soru şudur: İnsan neden mahremiyetini gelir kapısına dönüştüren bir sistemin parçası hâline geliyor?

Kapitalizm, tarih boyunca ekonomik değere dönüştürebildiği her alanı piyasaya dâhil etti. Önce emeği, ardından zamanı, sonra bilgiyi ve bugün de mahremiyeti... Dijital platformlar, "kişisel marka", "içerik üreticiliği", "özel abonelik" ve "dijital özgürlük" gibi kavramlarla insanın en özel alanlarını küresel bir pazara dönüştürüyor. Böylece mahremiyet, korunması gereken bir değer olmaktan çıkıp alınıp satılabilen bir dijital ürüne dönüşüyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bunun yalnızca kadınlarla ilgili bir mesele olmadığıdır. Erkekler de benzer biçimde bedenlerini ve özel yaşamlarını dijital ekonominin bir parçası hâline getirebiliyor. Ancak tarihsel süreçte kadın bedeni reklamdan eğlence sektörüne, modadan sosyal medyaya kadar çok daha yoğun biçimde ticarileştirildiği için tartışmaların odağında çoğu zaman kadınlar yer alıyor. Oysa sorun kadın ya da erkek değildir; sorun, insan bedenini ekonomik değere indirgeyen piyasa anlayışıdır.

Modern kapitalizm artık yalnızca ürün satmıyor;........

© Amida Haber