Demokrasinin eteğine çamur sıçrarken
Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur / Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur…” İstanbul’un hafızasına işlemiş bu anonim türküyü dinlemeyi çok severim. Fakat bu kez türkünün çamuru kâtibin eteğinde değil, sanki Üsküdar’ın tamamında. Çünkü Üsküdar’da yaşananlar yalnızca bir belediye başkanının tutuklanması, görevden uzaklaştırılması ve ardından belediye yönetiminin el değiştirmesinden ibaret değil.
Burada daha büyük bir mesele var: Siyasetin yöntemleri ve bütün bunların toplumun demokrasiye bakışında bırakacağı iz.
Yaşananları uzaktan izlerken yıllar önce çekilmiş 12 Kızgın Adam filmini hatırladım. Filmde cinayetle suçlanan bir genç hakkında karar vermek üzere on iki jüri üyesi bir odada toplanır. İlk bakışta herkes aynı kanaattedir. Fakat içlerinden biri, karar vermeden önce delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine bütün kabuller masaya yatırılır, tanıklar ve deliller sorgulanır, kişisel önyargılar ortaya çıkar. Filmin asıl meselesi verilen karardan çok, o karara nasıl ulaşıldığıdır. Çünkü adalet, yalnızca doğru sonuca ulaşmak değil, doğru yöntemle ulaşmaktır.
Üsküdar’da yaşananlar bana bu hikâyenin adeta ters yüz edilmiş hâlini düşündürüyor. Sanki mesele bir........
