menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük barış inşa ediliyor: Tarihi bir eşiğin anlamı

16 0
10.08.2026

Bazen tarih sessizce yön değiştirir. O anın büyüklüğü ise çoğu zaman yıllar sonra anlaşılır

Bugün Türkiye'nin önünde duran barış arayışı da böyle tarihî bir döneme işaret ediyor.

AKP'nin, Sayın Abdullah Öcalan DEM Parti ve MHP ile yürütülen görüşmelerin ardından hazırladığı ifade edilen ve Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi adını taşıyan çerçeve yasa Meclis gündemine geldi İçeriğinin son ana kadar kamuoyuyla paylaşılmaması çeşitli tartışmaları beraberinde getirse de, uzun yıllardan sonra çözüm ve barış ekseninde bir yasal çerçevenin konuşuluyor olması başlı başına tarihî bir gelişmedir.

Hiç kuşkusuz barış yalnızca çıkarılan yasalarla sağlanmaz Kalıcı barış toplumsal güvenin hukukun, adaletin ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle mümkündür

Bu nedenle hazırlanacak her düzenleme, toplumun bütün kesimlerinin kendisini içinde hissedebileceği eşitlikçi özgürlükçü ve demokratik bir anlayışı yansıtmalıdır.

Kürt meselesi onlarca yıldır yalnızca siyasetçilerin değil annelerin, çocukların gençlerin ve bütün toplumun yüreğinde derin izler bıraktı

Binlerce insan yaşamını yitirdi milyonlarca insan yerinden edildi, nice hayat yarım kaldı. Buna rağmen barış umudu hiçbir zaman tükenmedi

Çünkü halklar savaşın değil birlikte yaşamanın mümkün olduğuna inanmayı sürdürdü.

Bugün atılan her adım bu nedenle sıradan bir siyasi gelişme değildir

Bu adımlar geçmişin acılarıyla yüzleşerek ortak bir gelecek kurma iradesinin ifadesi olabilir.

Gerçek barış yalnızca silahların susması değil aynı zamanda eşit yurttaşlığın özgürlüğün demokratik katılımın hukukun ve karşılıklı saygının hayat bulmasıdır.

Barışın kalıcı olması için geçmişin acılarıyla yüzleşmek toplumda oluşan yaraları onarmak ve herkesin kendisini güvende hissedeceği demokratik bir hukuk düzenini güçlendirmek gerekir

Çünkü barış yalnızca devletler veya siyasi aktörler arasında yapılan bir anlaşma değildir Barış, toplumun bütün kesimlerinin ortaklaşa kurduğu ve sahip çıktığı bir yaşam iradesidir.

Bu nedenle demokratik siyasetin önü açılmalı, düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınmalı, siyasal farklılıklar bir tehdit olarak değil demokratik yaşamın zenginliği olarak görülmelidir

İnsanların kimliğinden dilinden inancından düşüncesinden ve siyasi tercihinden dolayı kendisini baskı altında hissetmediği bir Türkiye, gerçek barışın en güçlü zemini olacaktır.

Ben bu sürecin başarıya ulaşacağına inanıyorum

Çünkü halkların ortak yaşam iradesi, çatışmalardan daha güçlüdür

Eğer bu süreç kalıcı bir barışla sonuçlanırsa, bunun kazananı yalnızca Kürt halkı değil

Türkler, Kürtler ve Ortadoğu'nun bütün halkları olacaktır Kazanan siyaset........

© Amida Haber