menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin iki fotoğrafı: Hangi ihtimali seçiyoruz?

10 0
25.08.2026

Bir ülkenin geleceğini yalnızca yaşanan olaylar belirlemez. Asıl belirleyici olan, toplumun o olaylar karşısında hangi refleksi gösterdiği ve hangi zihniyeti tercih ettiğidir.Son bir ayda Türkiye’nin önüne iki farklı fotoğraf düştü.Biri Zonguldak Alaplı’dan, diğeri Diyarbakır’dan…İki olayın konusu farklı. İnsanları farklı. Coğrafyaları farklı. Ama aslında ikisi de bize aynı soruyu soruyor:Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?

İlk fotoğraf Alaplı’dan geliyor.

Silopi’den Zonguldak Alaplı’ya ekmek parası kazanmak için gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırı , insanların Kürt kimlikleri, dilleri, memleketleri ya da etnik aidiyetleri nedeniyle hedef alındığı, bu davranışın adı tartışmasız biçimde ayrımcılık ve ırkçılıktır. Çünkü insanın kimliği, doğduğu yer veya konuştuğu dil, ona yöneltilecek şiddetin gerekçesi olamaz.

Fakat burada daha büyük bir sorun var. Bir toplumda insanlar birbirlerini yalnızca insan olarak görmekten çıkıp önce kimliğine, memleketine, etnik kökenine göre değerlendirmeye başlıyorsa, sorun artık tek tek olayların sınırlarını aşmış demektir.

Siyasetin dili toplumdan bağımsız değildir.

Yıllarca Kürtleri ağırlıklı olarak bir güvenlik sorunu, bir tehdit veya bir “beka” meselesi üzerinden tanımlayan dil; zamanla siyaset kürsülerinden çıkıp gündelik hayatın içine sızabiliyor. Yukarıdan üretilen ötekileştirme, aşağıda önyargıya; önyargı ayrımcılığa; ayrımcılık ise kimi zaman şiddete dönüşebilir.

Bu nedenle toplumda ortaya çıkan her ırkçı refleksi yalnızca birkaç kişinin davranışı olarak görmek de kolaycı bir yaklaşım olur.

Elbette bütün Türkleri, bütün Kürtleri veya herhangi bir topluluğu birkaç kişinin davranışı üzerinden değerlendiremeyiz.

Ama siyasal dilin toplumsal davranışlar üzerindeki etkisini de görmezden gelemeyiz.

İkinci fotoğraf ise Diyarbakır’dan geliyor. Yozgat’tan gelen bir yurttaşın biçerdöveri yanıyor.

Biçerdöver yalnızca bir makine değildir. Bir çiftçinin geçim aracıdır. Emeğidir. Borcudur. Ailesinin sofrasıdır. Geleceğidir.Ve Diyarbakır’ın köylüleri, çevre köylerle birlikte aralarında para topluyor.Yaklaşık 800 bin lira.Üstelik yardım ettikleri insan Yozgatlı. Kimse “Sen nerelisin?” diye sormuyor.“Bizden........

© Amida Haber