menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

23 Nisan'a Nasıl Geldik?

13 0
24.04.2026

İnsanı en çok ne üzer bilir misiniz? Böyle bir soru olunca düşünen, sorgulayan bir kişi hemen içinden sorar, "hangi insan?" diye.

Cumhuriyet, Devlet, Devlet Yönetim şekli hep birileri için yıllardır sorun olmuştur, hele hele "Devlet don mu diker" diyen, Cumhuriyet olmasa kıçı don bulmayacakların kimisinin, yedi sülalesini bilenler gülsünler mi, ağlasınlar mı!...

Evet Osmanlı 72 milletten oluşuyor ve baştaki haneden ise sarayında yaşayıp gidiyordu.

Yok efendim Balkanlarda onca toprak kaybediliyor, Filistin Cephesinde kan gövdeyi götürüyor, Afrika gitmiş, Balkanalar gitmiş, Adalar gitmiş, İstanbul'da sarayın önüne İngiliz Donanması demirlemiş, dün sarayın umurunda olmadığı gibi, bugün de Türklerin tarihinden habersiz kendini Türk sananların ya da Türk’müş gibi davrananların umurlarında değil, görmezlikten gelmek, onları mutlu ediyor. 

İşte cehalet bu yüzden bazıları için muhteşem bir şeydir.

Haydi bir şekilde okullarda, evlerinde CUMHURİYET ve Tarih ile ilgili bir şeyler öğretilmemişlere sözüm yok ama devletin onca iyi okullarında okumuş, devletin bursu ile kıçına don almışların Devlete ve Cumhuriyete saldırmalarını sıradan görmek mümkün değildir.

O halde biz anlatalım, CUMHURİYETE NASIL GELDİK!..

Yıllardan 1900'lerdir, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşından yenik çıkmış, toprakları emperyalist ülkeler ve uşaklarınca işgal edilmiş ve İstanbul'daki Meclis işlevsiz hale getirilmiştir.

Bir avuç aydın, yurtsever asker, sivil gelinen süreçlerinin sonunda, artık Türk Milletinin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine karar vermişlerdir. İstanbul işgal altındadır (16 Mart 1920), ancak çok dar bir grup (MUSTAFA KEMAL ve ARKADAŞLARI) gizliden gizliye neler yapılabilir toplantıları, görüşmeleri yapabilmektedirler. Sonunda Millî Mücadele'nin merkezinin Ankara olmasına ve yurdun dört bir yanından gelecek halkın temsilcilerinin de Ankara'ya gelmelerine karar verilir.

Bazıları bu toparlanmanın Payitahtın merkezinde, İstanbul'da yapılmasını isteseler de, zaten İstanbul İşgal edilmiş;

Meclis-i Mebusan seçimleri 1919 yılının Ekim-Aralık ayları arasında yapılsa da, oluşan meclis, ancak 12 Ocak 1920'de İstanbul'da........

© Akdeniz Gerçek