menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yoksullar İçin Cehenneme Dönüşen Bir Gezegende Yaşıyoruz

24 0
21.07.2026

Yeni bir bulmaca...Cevap anahtarıysa en sonda...

1-Yıl 2010...ABD Başkanı Barack Obama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı arayarak İran'ın nükleer programını durdurmak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden İran'a Yaptırımlar Paketi Kararı çıkarmak istediklerini söyledi...Hangi ülke Birleşmiş Milletler Oturumu'nda Barack Obama'nın isteğini reddederek Yaptırım Paketi'ne onay vermedi?

2-Türkiye 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesine doğru yol alırken ülkedeki iç savaş ortamı ve tüpgaz,ampul, sigara, petrol, benzin, mazot, akaryakıt, yağ, çay, kahve, şeker karaborsası vardı...

Uğur Mumcu Temmuz 1980'deki bir yazısında silah kaçakçılarıyla güvenlik kuvvetleri arasındaki Çorum'da gerçekleşen bir çatışmadan söz eder...(Yazı başlığı: Susan Basın; 4 Temmuz 1980; Cumhuriyet Gazetesi)...

Türkiye'de 1970'li yıllar, özellikle sağ-sol çatışmaları ve ideolojik şiddet olaylarına sahne olmuştur. Resmî ve tarihî verilere göre, 1974-1980 arasındaki şiddet olaylarında toplam 5.388 kişi (5.107 sivil ve 281 güvenlik görevlisi) terör ve siyasi şiddet nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

PKK terör örgütü yani Türkçe açılımıyla Kürdistan İşçi Partisi, 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis köyünde kuruldu. Öcalan, grubun lideri olarak seçildi.Örgütün ilk dönemlerinde suikast eylemleri önemli yer tuttu.

Mehmet Celal Bucak (1936, Siverek - 16 Temmuz 1983), Türk siyasetçidir. Ortaokul mezunuydu. Çiftçilik, TBMM'de 15. ve 16. Dönem Adalet Partisi Şanlıurfa Milletvekilliği yaptı. Evli ve beş çocuk babasıydı. Bucak aşiretinin lideriydi.30 Temmuz 1979 tarihinde Cuma Tak önderliğindeki PKK militanları Bucak'a suikast düzenledi. Bucak suikasttan yaralı olarak kurtuldu. PKK terör örgütünün ilk ses getiren silahlı eylemi, 1979'da Bucak aşiretinin liderlerinden, dönemin Adalet Partisi milletvekili Mehmet Celal Bucak'a saldırmak olmuştu…

14 Temmuz 2010 tarihli Fransız Le Monde Gazetesi PKK Teröründe 42 bin insanın hayatını kaybettiğini açıklamıştı...

Bir siyasi lider 12 Eylül 1980 darbesinden hemen önce şöyle dedi:

"Parlamento kulislerinde, otel lobilerinde, vurguncu yazıhanelerinde düzenlenen oyunları tarlalarda bozacağız, fabrikalarda bozacağız...Demokrasi bir seyirlik oyun değildir. Demokrasi, halkın tribünlerde oturduğu, siyasi partilerin sahada oynadığı bir oyun değildir. Halkın tribünlerden sahaya inmesi gerekir. Yoksa birisi düdüğü çalar ve oyun biter."

Bu açıklamayı kim yapmıştı?

A-Behice BoranB-Mehmet Ali AybarC-Bülent EcevitD-Deniz Baykal E-İsmail Cem F-Ahmet Taner Kışlalı 

3-ABD siyasetindeki dinazorlarlardan Cumhuriyetçi Partili Senatör Addison Mitchell McConnell III, Amerikalı siyasetçi, avukat ve Kentucky'den Amerika Birleşik Devletleri Senatosu üyesidir...20 Şubat 1942 Cuma doğumludur...

Addison Mitchell McConnell III hangi tarihten bugüne ABD senatörüdür?

A-Ocak 1985B-Ocak 1996C-Ocak 1972D-Ocak 2000

4-George Roger Waters, dünyaca ünlü efsanevi rock grubu Pink Floyd'un kurucu ortağı, bas gitaristi, baş söz yazarı ve konsept lideridir. Müzik tarihinin en değerli ikonlarından biri olan Waters, özellikle 1970'li yıllarda rock müziğin seyrini değiştiren tematik ve felsefi albümlerin arkasındaki ana yaratıcı yetenek olarak tanınır...

Kuruluş ve Liderlik: 1965 yılında Pink Floyd grubunu kuran üyeler arasında yer aldı. Grubun ilk lideri Syd Barrett'ın 1968'deki ayrılışının ardından grubun sanatsal ve kavramsal yönünü tek başına üstlendi...

Grubun en çok satan ve ölümsüz eser haline gelen The Dark Side of the Moon, Wish You Were Here, Animals ve The Wall albümlerindeki şarkı sözlerinin tamamına yakınını yazdı ve konsept tasarımlarını yaptı...

The Wall Metaphoru: Çocukluğunda babasını II. Dünya Savaşı'nda kaybetmesinin yarattığı travma ve bireyin topluma karşı ördüğü duvarlar, onun başyapıtı olan The Wall albümünün temelini oluşturdu...

Pink Floyd - The Wall - Full Movie [1982]

https://www.youtube.com/watch?v=HZtyxrwlunk

Roger Waters bomba etkisi yaratan bir açıklama yaptı:

"Arjantin, Ekvator, Kolombiya ve Uruguay'da otel rezervasyonlarım reddedildi…İsrail'i eleştirmem nedeniyle."

Pink Floyd efsanesi, bunun arkasında "çok güçlü bir lobi" olduğunu iddia ediyor ve İsrail'in "soykırımcı apartheid devleti olmaya devam etmek" istediğini söylüyor.

1914 doğumlu George Roger Waters'ın babası, İkinci Dünya Savaşı sırasında Anzio Muharebesi'nde (İtalya) hayatını kaybeden Eric Fletcher Waters'tır...

Eric Fletcher Waters aslen bir öğretmen ve savaş karşıtı (pasifist) bir bireydi. Savaşın başlarında Londra'da ambulans şoförü olarak görev yaptı. Daha sonra savaş karşıtlığından vazgeçerek İngiliz Ordusu'na katıldı ve Teğmen (Second Lieutenant) rütbesiyle savaştı. Oğlu Roger Waters'ın doğumundan sadece birkaç ay sonra öldürüldü!

Eric Fletcher Waters ne zaman öldürüldü?

A-Mart 1944B-Şubat 1944C-Nisan 1944D-Mayıs 1944E-Haziran 1944

5-ABD Başkanı Donald Trump’ın yoksullar için artan yaşam maliyetleri, yüksek enflasyon, Orta Doğu’daki kördüğüme dönen İran savaşı, gizlenen Jeffrey Epstein dosyaları, yüksek benzin fiyatları, kaybedilen hatta düşmanlaşan müttefik ülkeler, ABD hükümeti hakkındaki dünya halklarında yükselen olumsuz düşünceler, yükselen nefret ve Başkan'ın lüks yaşam-konfor anlayışına, hayranlığına hizmet edecek gösteriş projelerine odaklanması gibi konularda suçlayabileceği hiçbir Demokrat Partili bulunmuyor...

Yıllık Savaş Bütçesi'ni 1 trilyon 500 milyar dolara yükseltmeye çalışan, Orta Doğudaki İran, Lübnan, Gazze, Yemen hariç bütün ülkeleri ABD askeri üsleri haline getiren Donald Trump Amerikası'nda milyonlarca insan sağlık sigortası kapsamı dışında kaldı...

İnsan hakları savunucuları, düşük ve orta gelirlilere sigorta desteğinin kesilmesiyle bir yılda 1 milyon insanın sağlık sigortasız kaldığını açıkladı. Yaşlı ve yoksullar bu koşullarda hayatta kalabileceklerinden umutsuz. Her geçen yıl sigorta dışı kalanların sayısı artıyor.

ABD'de Kongre'nin özel sağlık sigortasına verilen kamu desteklerini 1 Ocak 2026'da sonlandırması, milyonlarca kişinin sağlık güvencesini kaybetmesine yol açtı. Human Rights Watch ve Oxfam America'nın raporlarına göre, Trump döneminde zenginlere trilyonlarca dolarlık vergi indirimi sağlanırken, yıllık maliyeti 35 milyar dolar olan sağlık destekleri kesildi. Sigorta primleri yüzde 58 artarak ortalama 178 dolara çıktı ve yaklaşık 6 milyon kişinin sigortasını kaybetmesi bekleniyor. Özel sigortalı yetişkinlerin yüzde 9'u birkaç ay içinde sigortasız kaldı. Orta ve düşük gelirli aileler temel ihtiyaçlarını kısarak sigorta primlerini ödemeye çalışıyor. Uzmanlar, Kongre'nin "sıradan insanların sağlığını zenginlere vergi indirimi için feda ettiğini" belirterek ABD'nin sağlık hakkı yükümlülüklerini ihlal ettiğini vurguluyor.

ABD Halk Meclisi Kongre'nin özel sağlık sigortasına tanınan kamu desteklerinin süresini uzatmaması, milyonlarca kişinin sağlık güvencesini kaybetmesine yol açtı.

İnsan Hakları Gözlem (Human Rights Watch [HRW]) ve Oxfam America, araştırmalarının sonuçlarına dayanarak desteklerin 1 Ocak 2026’da sona ermesinin ardından milyonlarca hanenin sigortasız kaldığını, kişisel sağlık harcamalarının hızla arttığını ve ülkedeki eşitsizliğin daha da derinleştiğini açıkladılar.

Kongre, 2025’te kabul edilen, Trump’ın çıkartmakla övündüğü Türkiye'deki "torba yasalar" gibi “Büyük, Güzel Tek Yasa” ile en varlıklı kesimlere büyük vergi indirimleri sağlarken, milyonlarca kişinin özel sağlık sigortasına erişimini kolaylaştıran kamu desteklerinin süresini uzatmadı. Dar ve orta gelirli milyonlarca kişi sağlık sigortası primlerini ödeyemez duruma düştü. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de sağlığa erişim hakkı, bir kez daha gelir düzeyiyle doğrudan bağlantılı hale geldi.

HRW’nin ekonomik adalet ve haklar araştırma sorumlusu Matt McConnell, Kongrenin “sıradan insanların sağlığının zenginlere vergi indirimi için feda edilmesi” doğrultusunda tercih yaptığını söyledi. McConnell, “ABD Kongresi, insanların hakları olan sağlık hizmetine erişebilmek için çok daha fazla para ödemesine ya da sigortasız kalmasına yol açtı.” dedi.

ABD’de sağlık sistemi, birçok ileri veya orta gelişmişlikteki ülkeden farklı olarak herkes için parasız kamu sağlık hizmetine dayanmıyor. Çalışanların önemli bir bölümü sağlık sigortalarını işverenleri üzerinden alıyor.

Yoksullar için Medicaid (Tıbbi Yardım), yaşlılar için Medicare (Tıbbi Bakım) gibi kamu programları var. Ancak bu sistemlerin dışında kalan milyonlarca kişi, 2010’da Barack Obama’nın başkanlığı döneminde kabul edilen ve daha çok ObamaCare olarak popülerleşen sağlık reformu yasası Affordable Care Act (Karşılanabilir Bakım Yasası) kapsamında kurulan kamu denetimli sigorta piyasalarından özel sağlık sigortası satın alıyordu. Devlet de düşük ve orta gelirli kişilerin bu sigorta poliçelerini ödeyebilmeleri için prim desteği sağlıyordu.

2021’de Biden’ın başkanlığı döneminde Kongre bu destekleri genişletti. Hanelerin sağlık sigortası primleri gelirlerinin en fazla yüzde 8,5’iyle sınırlandı; desteklerden yararlanabilecek gelir grupları genişletildi. Bu düzenlemeler sayesinde 2020-2025 arasında piyasadan özel sigorta alanların sayısı iki katına çıktı. Sağlıkta sektörel araştırmalar yürüten KFF’ye göre, 2025’e gelindiğinde bu yolla yaklaşık 24,3 milyon kişi sağlık sigortası yaptırabilmişti.Yoksullardan sigorta primleri kaldırıldı, zenginler gelir vergisi yükümlülüğünden kurtarıldı

Ancak bu genişletilmiş prim destekleri, Trump’ın yeniden başkan olduğu 2025’in sonunda, çoğunluğu Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nin kontrolüne geçen Kongre tarafından kesildi. Aynı dönemde trilyonerler üzerindeki vergi yükü neredeyse sıfırlandı. HRW ve Oxfam’a göre en zengin yüzde 0,1’lik kesim önümüzdeki sekiz yıl boyunca her yıl yaklaşık 50 milyar dolar daha az vergi ödeyecek. Oysa, milyonlarca kişinin sağlık sigortasına erişimini mümkün kılan genişletilmiş desteklerin yıllık maliyeti yaklaşık 35 milyar dolar dolayındaydı.

Oxfam America’nın kıdemli ekonomik adalet danışmanı Jackson Gandour, durumu “önceliklerin vahim biçimde yanlış belirlenmesi” olarak tanımlıyor. Gandour’a göre Kongre, “milyonlarca kişinin sağlık hizmetini keserken en zenginleri ve büyük şirketleri daha da zenginleştiriyor.”

Desteklerin sona ermesinin etkisi kısa sürede hissedildi. 2026’da sigorta piyasalarına kayıt yaptıranların sayısı, 2025’e kıyasla 1 milyon azaldı. Sigorta maliyetleri ve primlerinin hesaplanması konusunda uzman şirket Wakely Consulting Group’un tahminine göre yıl içinde bu piyasalarda sigorta sahibi olanların sayısı 16,5 milyona kadar inebilir. Bu, 2025’e kıyasla yaklaşık 6 milyon sigortalının sigortadan çıkması demek.

Sigorta destekleri kesilirken, sigorta primleri tersine dramatik artışlar gösterdi. Özel sigortalarda aylık ortalama primler 2026’da yaklaşık yüzde 58 arttı. Ortalama ödeme 113 dolardan 178 dolara çıktı. En büyük artışlar, Medicare kapsamına henüz girmeyen yaşlı yetişkinlerin ve federal yoksulluk sınırının dört katından biraz yüksek gelire sahip orta gelirli yaşlıların primlerinde oldu. Bu gruplar, kâğıt üzerinde “çok yoksul” sayılmadıkları için bazı desteklerin dışında kalıyorlar; ancak gelirleri, kaliteli sağlık sigortası primlerini karşılayabilmekten çok uzak.

KFF’nin 2026 başında yaptığı ankete........

© Akdeniz Gerçek