Kemal Kılıçdaroğlu 3 Bin 515 Gündür Tutuklu Selahattin Demirtaş'la İlgili Kararından Dolayı Pişman Mı?
CHP'nin kaybettiği 13 seçimde partinin liderliğini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu tutuklu eski HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması hakkında “Pişman değilim” dedi...
HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde sabaha karşı Diyarbakır'daki evinde gözaltına alınarak tutuklandı. Aynı gün çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanma kararı verilerek Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.
Selahattin Demirtaş, 17 Mart 2015'te tarihin en kısa grup toplantısını düzenledi. HDP grup toplantısında konuşan Demirtaş, salondakileri selamlayarak başladığı konuşmasında, Türkiye'nin dört bir tarafından getirilen çiçeklerle grup toplantısının daha bir anlamlı hale geldiğinin altını çizdi. Karadeniz örgütleriyle HDP Genel Merkezi'nde bir araya geleceklerinin altını çizen Demirtaş, "Bugün kürsüye tek bir cümle söylemek için çıktım. Halklarımıza verdiğimiz demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğimiz sözümüzü tekrarlamak için çıktım. Biz bir pazarlık hareketi değiliz. Asla ve asla AKP ile aramızda kirli bir işbirliği ve pazarlık olmadı olmayacak" diye konuştu...Demirtaş grup toplantılarında konuşacakları konuların çok fazla olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ama kürsüye çıkma gerekçem olan bir tek cümle söyleyeyim. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça HDP'liler bu topraklarda nefes aldığı müddetçe sen Başkan olmayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız."
CHP'li Delegeler tarafından seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’den Denizli’de gençlere mesaj:
"Sizi ümitsiz, seçeneksiz ve karamsar bırakmayacağız"
Özgür Özel, Denizli’de üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek hukuk sistemi, ekonomi, eğitim ve gençlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Özgür Özel, Denizli'de üniversite öğrencileriyle buluştu. Hukuk sistemi, öğrenci bursları, öğretmen atamaları, CHP'deki kurultay süreci ve gençlerin yurt dışına gitme eğilimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, gençlere yönelik "Sizi ümitsiz, seçeneksiz ve karamsar bırakmayacağız. Size söz veriyorum" dedi.
Özgür Özel, Denizli programı kapsamında üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek hukuk sistemi, ekonomi, eğitim politikaları, parti içi süreçler ve gençlerin geleceğine ilişkin soruları yanıtladı.
Özel, öğrencilerin sorusu üzerine Türkiye'de kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı konusunda şunları söyledi:
"Biz iktidara geldiğimizde birkaç temel hedefimiz var. Mesela hukuk sistemiyle ilgili hedefimiz, AK Parti'nin ele geçirdiği hukuk sistemini geri ele geçirmek değil; bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bağımsız bir yargı kurmak. Bunun tek çaresi kuvvetler ayrılığı. Yürütmenin, yasamanın ve yargının birbirinin işlerine karışmadan, birbirlerini denge ve denetleme üzerinden, birbirlerine saygılı olarak yürüttükleri; yargının sadece vicdanıyla karar verdiği, kimseden korkmadığı; yasamanın kanunları halkın yararına yaptığı; yürütmenin de yapılmış kanunları herkese eşit uyguladığı bir devlet düzeni. Bu var mı? Vallahi, Avrupa'daki istisna olarak sonradan girmiş, yeni yeni toparlayan bazı ülkeleri, Balkan ülkelerini bir kenara koyarsanız; İskandinav ülkelerinde, Kıta Avrupası'nda, Birleşik Krallık'ta elbette sorunları var ama bizdeki gibi insanların 30 yıl önce aldığı diplomasının, birileri ondan korkuyor diye iptal edildiği bir kamu düzeni yok. Kazandığı seçimin mazbatasının, birileri istemiyor diye iptal edilip seçimlerin yenilendiği bir kamu düzeni yok. Bir siyasi partinin yapmış olduğu son dört kurultayının yok sayılıp, 2020 yılındaki kurultayına dönülüp, o gün kazanan genel başkana, 'Seni atadık. Muhalefetin bundan sonra genel başkanı sensin. Seçim de yapmazsan sana karışmayacağız' diyen bir kamu düzeni yok. O yüzden bir sabah kalkınca bir sektörde, işte tavukçuluk sektöründeki bütün firmalara kayyum atandığı, tepkiler gelince bundan vazgeçildiği bir kamu düzeni yok. Eğer bu olursa devletin verdiği bir kâğıt olan, örneğin diplomaya ya da mazbataya sen bir değer atfetmez, 'Her an yok ederim' dersen, yurt dışından kimse gelip senin hisse senedini satın almaz. Devletin borçlanma kâğıdını satın almaz. Ya da alır hukukun üstünlüğünün olduğu ülkeden alırken yüzde 2 faiz veriyorsa, sen de yüzde 40 faiz veriyorsan alır. Bir tarafta yüzde 2 faizle kamu kâğıdı, bir tarafta yüzde 40 faizle. O zaman buraya, Türkiye'yi sömürmek için gelirler. 100 lira koyar, 140 lira alır giderler. Başka ülkeden 102 lira alacakken, 38 lira kimin cebinden çıkar? Hepimizin cebinden çıkar. Ülkede yabancı güven duymuyorsa, risk primi yüksekse, borçlanma maliyeti yüksek oluyor. Aradaki fark halkın cebinden çıkıyor."
"Öğrencilere verilen burslar yetmiyor"
Üniversite öğrencilerinin ekonomik koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, mevcut burs miktarlarının yetersiz olduğunu söyledi. Özel, şunları kaydetti:
"Öğrenci bursları yetmiyor, 4 bin lira. Tayyip Bey, ‘Biz geldiğimizde öğrenci bursu kırk beş liracıktı’ diyor. ‘Şimdi hamdolsun dört bin lira yaptık’ diyor. Ben Tayyip Bey'i çok iyi tanıdığım için, iki kere iki dört eder dese gidip kontrol ederim. 45 lira dediği gün, 3 Kasım 2002; ‘Bizim geldiğimiz gün’ dediği gün. Çeyrek altın 30 lira. 3 Kasım 2002 günü öğrenci bursu 45 liraydı. Çeyrek altın 30 liraydı. Bir buçuk çeyrek altın alıyordu. Bugün çeyrek altın 10 bin lira. Bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Öğrenci bursu 4 bin lira. Bugün bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Tayyip Bey'in verdiği burs 4 bin lira. 'Gençler, siz eskiyi bilmezsiniz. Bizden önce, diyor, burs 45 liracıktı' diyor. Bugün burs 4 bin lira. Bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Bugün Erdoğan'ın yönettiği değil de beğenmediği eski üçlü koalisyonun; ki bir ortağı da Bahçeli'ydi, bir ortağı Ecevit'ti; o dönemde öğrenci olsaydınız 15 bin lira burs alıyor olacaktınız. Yeter mi? Yetmez. Biz, öğrenci bursunun bir asgari ücret düzeyinde olmasının, bugünkü gibi 29 bin liradan aşağı bir bursun öğrenciyi geçindirmeyeceğini düşünüyoruz. Türkiye'de yurt sorunu var. Öğrenciler, özellikle burada bir apart kültürü var, apartlarda kalıyorlar. Ben okurken iki öğrenci bursu bir ev kirasından fazlaydı. 15 bin diyoruz ya şimdiki hesapla. 30 bin lira. Ev kirası da 25 bin liraydı. Dört öğrenci çıktığında bir elin yağda, bir elin balda. Öğrenci bursuyla hem evde kalırdık hem de gayet iyi, mutfak da dönüyordu. Şimdi altı öğrenci bursunu birleştirse bir ev tutabiliyor. Bir ev tutabiliyor. Olacak iş değil."
Mutlaka bu ülkenin mücadelesinde yer alın"
Öğrencilerin "gençlik kollarındaki Özgür Özel'e neler söylemek istersiniz" yönündeki soruya ise Özel, şöyle yanıt verdi:
"Arkadaş sormuş, ‘O günkü Özgür Özel'e ne söylemek istersiniz?’ diye. O gün dediği gençlik........
