Güneş Balçıkla Sıvanmaz
Güneş balçıkla sıvanmaz, herkes tarafından bilinen, apaçık ortada olan ve kanıtlanan gerçeklerin yalanla, inkârla veya örtbas etme çabalarıyla değiştirilemeyeceğini anlatan bir atasözüdür...
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş:
"2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada. Bu tablo, ülkemizde basın özgürlüğünün geldiği noktayı bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Oysa Anayasamızın 28. maddesi son derece açıktır: “Basın hürdür, sansür edilemez.” Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin değil, halkın doğru haber alma hakkının da güvencesidir ve eleştiri suç değil demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. En çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV’ye kayyum atanması, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik açık bir müdahaledir!"
Sınır Tanımayan Gazeteciler (Uluslararası Basın Hakları Örgütü) RSF'nin açılımı Fransızca kökenli Reporters Sans Frontières'dir.
Amacı: Dünya genelinde her insanın özgür ve güvenilir bilgiye erişim hakkını (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 19. maddesi) savunmaktır.
Faaliyet Alanı: Basın özgürlüğünü korumak, baskı altındaki gazetecilerin haklarını aramak ve her yıl Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ni yayımlamak.
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye dört basamak gerileyerek 163'üncü sıraya düştü.
Endeksin 25 yıllık tarihinde ilk kez ülkelerin çoğu (yüzde 52) "zor" veya "çok ciddi" kategorisinde yer alırken, Türkiye için yıllardır ağır seyreden tablo daha da kötüleşti. Türkiye, geçen yıla göre dört basamak düşerek sondan 18'inci sıraya yerleşti. Oysa Türkiye, endeksin yayımlanmaya başladığı 2002'de 99'uncu sıradaydı. Böylece Türkiye, çeyrek yüzyılda 64 basamak birden gerilemiş oldu. Özellikle 2016 sonrası hızlanan bu düşüş, artık yalnızca dönemsel bir kötüleşme değil, basın özgürlüğü alanında yapısal bir gerilemeye işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye, gazeteciliğin susturulması için "dezenformasyon", "cumhurbaşkanına hakaret" ve "devlet kurumlarını karalama" gibi suçlamaların düzenli biçimde araçsallaştırıldığı ülkeler arasında sayılıyor. Bu tablo, söz konusu suçlamaların münferit örneklerle sınırlı olmadığını gösteriyor.
RSF'nin bu yıl en çarpıcı bulgularından biri, dünya genelinde en fazla gerileyen göstergenin "yasal çerçeve" olması. Bu gösterge, gazetecilerin sansür veya yargısal yaptırım olmaksızın çalışıp çalışamadığını, bilgiye erişim haklarını ve gazetecilere yönelik saldırılarda cezasızlık olup olmadığını ölçüyor. 2025 ile 2026 arasında bu alanda 180 ülkenin 110'unda kötüleşme kaydedildi.
Türkiye bu küresel eğilimin en sert yaşandığı ülkelerden biri. 2022'de yürürlüğe giren ve kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi bunun en görünür örneği. "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunu düzenleyen bu madde, gazeteciler açısından uzun soruşturma ve yargılama süreçleri nedeniyle caydırıcı bir baskı aracı olarak eleştiriliyor.
DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ile BirGün muhabiri İsmail Arı da son dönemde bu ve benzeri suçlamalarla yürütülen soruşturma ve tutuklama süreçlerinin en dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı.
Gazeteciler çoğu zaman beraat etse bile, gözaltı, tutuklama tehdidi, dava masrafları ve aylar süren süreçler kalıcı bir caydırıcı etki yaratıyor.
Merdan Yanardağ, Evrim Kepenek, Timur Soykan, Tolga Şardan, Furkan Karabay, Sinan Aygül ve Barış Pehlivan gibi çok sayıda gazeteci bu madde kapsamında yargılandı ya da yargılanmaya devam ediyor.
Bu tablo, hukuki sürecin bizzat cezalandırma aracına dönüştüğüne işaret ediyor.Ancak Türkiye'de gazetecilere yönelik baskı yalnızca "dezenformasyon" suçlamalarıyla sınırlı değil.
Türkiye Gazeteciler Sendikası verilerine göre 28 Nisan itibarıyla en az 14 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunuyor. Bu isimler arasında yer alan ETHA muhabiri Pınar Gayıp "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "örgüt propagandası" suçlamalarıyla tutuklandı; haber takibi yaptığı eylemler, röportajları ve takip ettiği cenaze törenleri dosyada suçlama konusu yapıldı.Türkiye yalnız değil ancak en kötü örnekler arasında...
RSF raporu, Türkiye'deki tabloyu küresel bağlama yerleştirirken önemli bir uyarıda bulunuyor: Gazeteciliğin suç sayılması artık yalnızca otoriter rejimlere özgü değil. Ulusal güvenlik, terörle mücadele, dezenformasyon veya kamu düzeni gerekçesiyle çıkarılan yasalar, dünyanın dört bir yanında haberciliği sınırlamak için kullanılıyor.
ABD'de bile bu yıl dikkat çekici bir gerileme yaşandı. Ülke yedi basamak düşerek 64'üncü sıraya indi.
RSF, bunu Başkan Donald Trump'ın basına yönelik sistematik saldırıları ve gazetecileri hedef alan siyasi söylemlerle ilişkilendiriyor.
Örgüte göre Latin Amerika'da ise Arjantin (98'inci sırada) ve El Salvador (143) gibi ülkelerde hükümetlerin medya karşıtı stratejileri nedeniyle ciddi düşüşler kaydedildi.
RSF, Belarus (165), Myanmar (166), Nikaragua (168) ve Mısır'da (169'uncu sırada) gazetecilere karşı ulusal güvenlik ve benzeri suçlamaların araçsallaştırıldığına dikkat çekiyor.........
