Beş Oscar Ödüllü Braveheart-Cesur Yürek Ayarında ve Kalitesinde Bir Film
Sınıf ilişkileri konusunda çok kafa yoran, Komünist olduğu için yaklaşık 13 yıl cezaevinde yatan, yoksulların durumunun düzeltilmesi ve hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan tam bir demokrasi kurulması için hükümetlere defalarca çağrılarda bulunan, bu konudaki yazılarıyla, konuşmalarıyla, açıklamalarıyla yoksulların,haksızlığa, adaletsizliğe uğrayanların ve ezilmişlerin sesi olarak mücadele eden Nâzım Hikmet üzerindeki baskılar karşısında yorgun, bıkkın, bezgin ve aşırı derecede ümitsiz düştüğünde, ümitsizliğe, derin karamsarlığa kapıldığında eşi Piraye Hanım'ın oğlu Memet Fuat'a (babası: Vedat Örfi Bengü'dür) cezaevinden yolladığı bir mektubunda şöyle yazmıştı:
“Oğlum...Bir an önce gebermeyi isteyecek kadar kendimden iğreniyorum...”Ne yazık ki, maalesef, bugünkü (2026) dünya düzenine bakarak da yoksulların karamsarlığa kapılması için o kadar çok neden var ki…Bu satırlar yazılırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'dan sonra Küba'ya saldırma niyetini ilan etti...
Öte yandan, 1964-1985 döneminde Faşist Askeri Cunta'nın yönettiği Brezilya'dan çok sevindirici bir haber geldi...25 Ekim seçimlerinde Netanyahu, Trump, Dolar Milyarderleri destekli Flavio Bolsonaro'nun seçim kaybettiği öğrenildi.2026'da da Otokrat, Oligarşik Düzenlerin Kaymağını Yiyenler, Kilise, Milyarderler ittifakının tüm dünyada insan haklarını tehdit ettiği, medyayı kontrol ettiği bir dünyada yaşıyoruz…İşte böyle bir cehennemde Matthew Cole gibi yazarlar ise (Princes and Thieves Jared Kushner and Mohamed bin Zayed's Secret Plot to Remake the Middle East adlı kitabın yazarı) bu bozuk düzenin sırlarını, otokratın yakın çevresinin bu yakınlığı kullanarak nasıl haksız servetler elde ettiğini, Uğur Mumcu tarzı gerçek gazetecilik yaparak, sıradan vatandaşın aleyhine gelişmeleri, büyük sırları duyurmaya, ifşa etmeye çalışıyorlar...
https://www.vanityfair.com/story/jared-kushner-hacked-phone-secret-negotiations?srsltid=AYCX9vLe2IaSj0MzhTJGT3zA943JK0RCKM0dZw9o9yU68cYrU18W62saTHE UPRISING
"Sınırsız yetkilerinden bir gramı bile devretmemek için her türlü hileye, düzenbazlığa, entrikaya, sinsiliğe her an başvurmaya hazır hükümdarınıza asla ve asla güvenmeyin, hatta hiç güvenmeyin," mesajını seyircisine etkili, çarpıcı bir anlatımla ileten, gelişmiş bilgisayar efektleri sayesinde 645 yıl önceki Londra'yı adeta üç boyutlu olarak canlandıran "The Uprising" (2026, Paul Greengrass) 1381 yılının İngiltere'sine bir zaman yolculuğu fırsatı da sunuyor...Üstelik bu film 20 milyon dolar gibi küçük,dar bir bütçeyle bütün bunların üstesinden geliyor...Fransa'nın 1789'da, Rusya'nın 1917'de yaşadığı halk ayaklanmasının bir benzeri 1381'de İngiltere'de yaşanmıştı...Genç Kral bu ayaklanmayı çok kan dökerek bastırmayı başarmış…Dünyanın hemen her ülkesinde olduğu gibi, İngiltere'de de köylüler,çiftçiler Kral'ın ve Kral'ın vekillerinin ağır vergilerinden dolayı yüzyıllarca aç kalmışlardır, kan kusmuşlardır...Ürünlerine vergi tahsildarları el koymuştur...Kral için vatandaş ardı arkası kesilmeyen savaşlarda canını feda etmesi istenen, beklenen en değersiz bir nesnedir.Kötü yönetilen, sıradan........
