CHP’de Diplomasi Zamanı
Bu köşede yayımlanan “Ne Olacak Bu CHP’nin Hâli?” başlıklı yazım çeşitli tepkiler aldı. Beğenen de oldu, eleştiren de.
Eleştirenler, kamuoyu araştırmalarının ve son dönemde düzenlenen mitinglerin Özgür Özel ve ekibine toplumdan güçlü bir destek geldiğini gösterdiğini belirterek, olası bir yeni parti girişiminin yazımda değindiğim senaryolardan daha başarılı olabileceğini savundular. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumunu da kamuoyunda sıkça dile getirilen eleştiriler çerçevesinde değerlendirdiler. Yargının siyasete müdahalesine, partinin iç dinamiklerini bozan karar ve uygulamalara, CHP’ye yönelik yürütüldüğü iddia edilen operasyonlara da sert tepki gösterdiler.
Bu çerçevede, gecenin bir yarısı Atlantik’in ötesinde yaşayan bir dostumdan da bir mesaj aldım. Bu kez görüşlerime katılmadığını yazıyordu. Aramızda şu diyalog geçti:
— Senin önerin ne? CHP’de yaşananları kabullenip uzlaşmak mı? Muhalefet partilerinin yeniden AK Parti’ye karşı ittifak kurması mı? İkisi de olacak işler değil.
— Benim önerim, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in sorunları neyse birlikte çözüm aramalarıdır. Bugün Amerika ile İran’ın bile müzakere ettiği bir dünyada, yıllarca aynı partide omuz omuza siyaset yapmış iki ismin bir masaya oturması neden mümkün olmasın? Sürekli didişerek yalnızca AK Parti’nin işini kolaylaştırıyorlar. Seçimlere fazla zaman kalmadı. CHP ise darmadağın bir görüntü veriyor. Benim amacım taraflardan birini haklı çıkarmak değil, uzlaşmalarının önemine dikkat çekmek.
— Olmaz. Kılıçdaroğlu ile gidilecek bir yolda ben şahsen oy kullanmam. Gerekirse parti bölünsün. Birbirlerine söyledikleri onca sözden sonra uzlaşırlarsa AK Parti’den ne farkları kalır?
— Siyasette bazı kırgınlıklar geride bırakılabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllarca Mısır Cumhurbaşkanı Sisi hakkında söyledikleri ortada. Sonra iki ülke yeniden normalleşti. Siyasette bazen........
