menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANTALYA’NIN KALBİ, DÜNYANIN MERKEZİ

28 52
15.02.2026

Yaş kemale erince zaman zaman eski dosyaları karıştırıyor insan. Geçenlerde iş dünyasında geçirdiğim yıllara ilişkin basın küpürlerini atsam mı saklasam mı diye elden geçirirken o dünyanın dergilerinin birinin mekân ya da ‘destinasyon’ önerileri almak üzere yaptığı bir ankete verdiğim cevaba rastladım. Hoş olan, herkesinki gibi birer paragrafa indirgenerek edit edilmiş bulunan cevap aslımı küpürle birlikte dosyalamış olmasıydı asistanımın.

Tereciye tere satmak demezseniz cevabımı aşağıda aynen paylaşıyorum:

Antalya’da herhangi bir yerden yüzünüzü denize dönüp, sağ avuç içinize işaret ve baş parmağınızı açarak baktığınızda gördüğünüz Antalya Körfezi’nin haritadaki biçimidir:

Gözenekli kayaların deniz tarafında bir körfez olacak şekilde çöküp, uzaklardan gelen yorgun gemileri koynuna almasının, bilinen ya da yakıştırılan başlangıcı Bergamalılara uzanır. Körfezi oluşturan kara kütlesinin sünger görünümlü, fakat hiç de öyle yumuşacık olmayan ayakları/kayalıkları üstünden denize hem vakur hem de şefkatle bakan, sırtını sıradağlara yaslamış bir şehirdir, adını Attalos’tan aldığı söylenen Antalya.

Kış günleri göğü yaran gök gürültüleriyle gelen uzun yağmurlarının taşırdığı sarnıçlardan, yazın zincir makaralarının ve çinko kovaların çarpışma sesleri eşliğinde su çekilen bahçelerinden, cumbaların birbirine baktığı daracık sokaklarına taşan yıldız yasemin, akşam sefası ve şakayık kokusuyla insanın aklını başından alan Kaleiçi’nden ibarettir bu şehir aslında binyıllar boyunca.

Bugünse kültürel kimliğine sahip çıkmış bir yaşam alanı olmaktan çok çağın devingen akışını........

© Akdeniz Gerçek