Takma Kafanı! (Hakuna Matata…)
Bir önceki köşemde “Neme Lazım Be Sultanım!” başlıklı bir yazı kaleme almış, “Tarih bize şunu gösteriyor: zulüm ve haksızlığı büyüten ve yönetenleri cesaretlendiren toplumun suskunluğu ve nemelazımcılığıdır. Unutmayın ki, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı sonunda herkese dokunur” demiştim.
Ülke sorunlarına sürekli kafa yormamı, Meclis’te kabul edilen ve PKK mensuplarına affın önünü açan “Çerçeve Yasa” üzerinde sert eleştirilerimi ve kaygılarımı tiye alan bir arkadaşım: “HAKUNA MATATA” dedi. Cahilliğimi hoş görün! Bu sözü şimdiye kadar hiç duymamıştım. Toplumumuza yabancı olan bu sözü; araştırmaya ve yazmaya karar verdim.
Afrika'nın doğusunda kullanılan Svahili dilinden dünyaya yayılan “HAKUNA MATATA” “Endişe yok… Sorun yok… Hiç üzülme” anlamına gelen bir sözdür. Günümüzde karşılaşılan sorunları düşünmeyerek, kötü olayları kafamıza takmayarak yaşamak mümkün mü?
Sabah alarmıyla başlayan koşuşturmaca, sonu gelmeyen faturalar, krizler ve geleceğin getirdiği o ağır belirsizlik... Hepimiz bir şeyleri kontrol etme çabası içinde yıpranıyoruz. Olmuş olana üzülmekten ve henüz olmamış olandan korkmaktan, tam da "şu anı yaşamayı kaçırıyoruz.
HAKUNA MATATA bize sorumluluklarımızı terk edip “Ormanlar Kralı” olmak yerine böcek yemeyi öğütlemiyor elbette. Asıl söylediği şey çok daha yalın: “Değiştiremeyeceğin şeyler için ruhunu tüketmeyi bırak. Geçmiş zaten bir tarih oldu, gelecek ise henüz yazılmadı. Elimizde kalan tek gerçeklik, tam da şu an aldığımız nefes.”
HAKUNA MATATA felsefesi, “hayata karşı sorumsuz bir umursamazlık değil; aksine zihni gereksiz kaygıların hamallığından kurtaran bilgece bir kabulleniş. Zihinsel bir detoks, bir nefes alma molası...”
Ancak kaygı ve endişe; insanın hayatta kalma mekanizmalarından biridir. İnsan önüne çıkabilecek tehlikeleri öngörmek ve gerekli tedbirleri almak durumundadır. “Hiç endişe........
