İyiliğin Görünmez Faturası
Geçen gün bir sohbetin içinde yine o tanıdık cümleyi duydum:
“Ben onun için neler yaptım…”
Bu cümle genellikle tek başına gelmiyor. Arkasından mutlaka başka cümleler sıralanıyor:
“Şimdi beni nasıl dinlemez?”“Bana bunu nasıl yapar?”“Benim sözümü nasıl çiğner?”
Konu iyilik diye başlamıştı ama birkaç cümle sonra iyilik, hesap sorma hakkına dönüşmüştü.
İnsan bazen birinin zor gününde yanında bulunuyor, iş bulmasına yardım ediyor, belki evini açıyor. Sonra yıllar geçiyor ve bütün bunlar tek bir cümleyle yeniden masaya konuyor:
“Ben senin için bunları yapmışken…”
Fatura zihinde çoktan hazırlanmış.
Vadesi belirsiz.Faizi duygusal.
Galiba iyilikle ilgili en büyük yanılgımız da burada başlıyor.
Karşılık beklemediğimizi söylüyoruz ama bazen beklediğimiz karşılık para değil; sadakat, onay, hatta bize danışılması.
Karşımızdaki insanın hayatını, bizim kırılmayacağımız şekilde yaşamasını istiyoruz.
Yani parayı geri istemiyoruz belki ama hayatında söz hakkı istiyoruz.
Bunu açıkça söylemek pek hoş durmuyor elbette. Kimse çıkıp da “Sana........
