Haklı Olduğumu Kim Söyledi?
Bir toplantıya henüz on dakika olduğunu düşünün.İki çalışan, hayata geçirilmesi planlanan yeni uygulamayı konuşuyor. Biri maliyet hesabındaki eksikliği fark etmiş, diğeri müşterilerin bu değişikliği pek de hoş karşılamayacağını düşünüyor.“Bence bu iş böyle yürümez.”“Ben de aynı fikirdeyim ama bakalım ne diyecek.”Biraz sonra yönetici geliyor. Herkes masadaki yerini alıyor.Yönetici önerisini anlatıyor. Az önce itiraz eden çalışanlardan biri hemen söze giriyor:“Çok doğru düşünmüşsünüz. Özellikle bu dönemde yapılabilecek en mantıklı şey.”Diğeri de başını sallıyor.Yönetici memnun. Hatta önerisinin neden doğru olduğunu biraz daha uzun anlatmaya başlıyor. Masadaki tereddütler azalmıyor aslında. Sadece dile getirilmiyor.Toplantı çıkışında çalışanlardan biri arkadaşına dönüyor:“Şimdi ters düşmenin ne anlamı var?”Belki yaklaşan terfiyi düşünüyor, belki yöneticinin desteğini kaybetmek istemiyor. Belki de itiraz ettiğinde neyle karşılaşacağını bildiğinden, haklı çıkmak yerine sessiz kalmayı tercih ediyor.Ama benim asıl merak ettiğim, bütün bu sözleri dinleyen kişinin kendisi hakkında ne öğrendiğini sanması.Çünkü çalışan, söylediği sözlere ne kadar inandığını biliyor. Yönetici ise bunları kendi muhakemesinin doğruluğuna ilişkin bir değerlendirme olarak kabul ediyor.Benzer toplantılar, benzer onaylar, benzer övgüler...Bir süre........
