ELIZA Etkisinden ELIZA Problemine Bir Kitlesel Psikoz
“Çok fazla insanı kaybettik ve hala hayattalar.”
Joseph Weizenbaum ELIZA’yı programlarken ne yaptığını biliyordu. 60’lı yıllarda Weizenbaum insanların makineler ile olan ilişkisini incelemek için bir sistem geliştirdi. ELIZA adında, siyah üstüne yeşil tek renkli ekranda çalışan metin tabanlı yazılım kullanan bu sistem fazlasıyla basit bir senaryoyu takip ediyordu. Bu senaryo Carl Rogers’dan adını alan bir psikoloji ekolünü takip eden bir terapi seansı modelini taklit ederek kullanıcının yazdıklarına karşılık olarak, önceden hazırlanmış şablona göre belirli cevaplar veriyordu. Verdiği cevaplar zamanın teknolojisi ve bilgisayarların kapasitesi sebebiyle fazlasıyla kısıtlıydı. Ancak buna rağmen kullanıcılar zaman zaman ELIZA’nın kısıtlı bir program, bir zekâ imitasyonu olduğunu unutarak programla bağ kurmaya başladılar. Hatta kesin olmamakla beraber şöyle bir anekdot var ki; Weizenbaum’un asistanı ELIZA ile rahatça konuşabilmek için Weizenbaum’dan odayı terk etmesini ister.
Weizenbaum insanların makine ile kurdukları bu bağ ve etkileşim ile ilgili olarak şunları yazdı;
“Fark etmediğim şey şuydu: Nispeten basit bir bilgisayar programına son derece kısa sürelerle maruz kalmak, gayet normal insanlarda güçlü ve sanrısal düşünceleri tetikleyebiliyordu.”
“…burada belirli bir tehlike var…”
Bu tespit ve arkasından gelen uyarı, günümüzdeki LLM (Geniş Dil Modelleri) ile kıyaslanamayacak kadar küçük ve kısıtlı bir program olan ELIZA için yapılmıştı. Bu çalışmadan sonra literatüre giren ve hala geçerli olan bir fenomen var. ELIZA etkisi. ELIZA etkisi; insanların bilgisayar programlarına insansı özellikler yüklemesi ve programlarda aslında var olmayan, tecrübe, semantik kavrama ve empati gibi özelliklerin programda var olduğu sanrısına kapılmasına verilen........
