menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK Tamamlanmak İsteyen İnsan

26 0
23.08.2026

İnsan hakikati mi arıyor, yoksa belirsizlikten kurtulmayı mı?

İnsan sürekli bir tamamlanmışlık hissi içinde hareket eder. Bir şey yaşamıştır, anlamlandırmak ister. Bir düşünce aklına gelmiştir, sonuna kadar götürmek ister. Bir soru sormuştur, cevap arar. Bir adres arıyorsa bulmak ister. Bir ilişkinin neden bittiğini anlamaya çalışır.

Bir insanın kendisine neden öyle davrandığını çözmek ister. Bir kitabı okur, sonunu merak eder. Bir olay yaşar, “Neden oldu?” diye sorar. Çünkü insanın içinde tuhaf bir ihtiyaç vardır. Yarım kalan şeyi tamamlamak…

Ama acaba bu yalnızca psikolojik bir alışkanlık mıdır? Yoksa insan zihninin çalışma biçiminde daha derin bir şey mi vardır? Yarım kalan neden zihnimizi meşgul eder?

1927 yılında Sovyet psikolog Bluma Zeigarnik, tamamlanmamış ve tamamlanmış görevlerin hafızadaki yerini araştırdı.

Deneklere çeşitli görevler verildi; bazıları tamamlanmadan kesildi, bazıları ise tamamlandı. Zeigarnik'in çalışmasında kesilen görevlerin hatırlanmasında belirgin bir avantaj görüldü; özgün çalışmada yetişkinlerde yaklaşık �'lık bir fark raporlandı.

Bu daha sonra Zeigarnik etkisi olarak anıldı. Fakat burada çok daha önemli bir şey var. İnsan zihni yarım kalmış bir işi yalnızca hatırlamıyor. Onu zihinsel olarak taşımaya devam ediyor.

Bir ilişki bitiyor ama “neden?” sorusu cevaplanmamışsa ilişki zihinde devam ediyor. Zihin oraya dönüyor. Demek ki bazen olay bitiyor ama zihinsel süreç bitmiyor.

İnsan bazen olayın içine değil, tamamlanmamış anlamın içine düşer. Bir insanın başına kötü bir olay gelebilir. Olay biter. Ama insanın zihninde şu sorular kalır:

“Bana bunu neden yaptı?” , “Ben neden böyle davrandım?”, “Başka türlü olsaydı ne olurdu?”

“Acaba geri döner mi?” ,“Acaba hata bende miydi?”, “Gerçekten haklı mıydım?”

Bu soruların her biri zihnin bir kapısını açık bırakır. Ve insan kapıyı kapatmak ister.

İşte burada psikolojinin başka bir kavramı devreye girer; bilişsel kapanma ihtiyacı…

Kruglanski ve Webster'ın çalışmalarında bu, bir mesele hakkında belirli ve kesin bir bilgiye ulaşma arzusu ve belirsizliği kapatma eğilimi olarak ele alınır. Bu ihtiyaç yükseldiğinde insanın “seize and freze (ele geçir ve dondur)” denilen bir eğilime girebildiği; yani erken bir açıklamayı........

© Akasyam