menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK İnsan Neden Yalan Söyler?

8 0
25.09.2026

İnsan hiç kendine yalan söyler mi?

Bir başkasına söylenen yalanı anlamak belki kolaydır. Fakat insanın kendi kendisine söylediği yalanı yakalaması neden bu kadar zordur? Bir insan yanlış yaptığını bildiği halde neden “Herkes böyle yapıyor.” der?

Biten bir ilişkinin bittiğini hissettiği halde neden “Bir gün her şey düzelecek.” diye kendisini avutmaya devam eder? Başarısızlığını kabul etmek yerine neden sürekli başkasını suçlar?

Ve daha önemlisi insan gerçeği bilmediği için mi yanılır, yoksa bazen gerçeği bildiği halde ona dayanamadığı için mi kendisini kandırır?

Belki de insanın en büyük trajedilerinden biri şudur: Bazen söylediği yalana başkasını değil, önce kendisini inandırır.

Hakikat neden bu kadar rahatsız edici?

Gerçek her zaman güzel değildir. Bazen gerçek, yıllardır kurduğumuz bir düşüncenin yanlış olduğunu gösterir. Bazen sevdiğimiz insanın bizi sevmediğini söyler. Bazen yıllardır savunduğumuz bir düşüncenin hatalı olduğunu gösterir. Bazen de aynaya baktığımızda görmek istemediğimiz bir tarafımızla karşılaştırır bizi…

Örneğin bir insan kendisini “iyi bir insan” olarak görüyorsa ama yaptığı bir davranış bununla çelişiyorsa iki seçenek vardır: Ya davranışını sorgulayacaktır… Ya da davranışına yeni bir açıklama bulacaktır. “Ben aslında mecburdum.”, “Onu kırmak istemedim.” ,“Zaten o da aynısını yaptı.” ,“Başka çarem yoktu.”

İşte insan bazen hakikati değiştiremez ama hakikatin hikâyesini değiştirebilir. Ve kendisini rahatlatan hikâyeyi gerçek sanmaya başlayabilir.

İnsan kendisini nasıl kandırıyor?

Burada bir başka önemli kavram karşımıza çıkıyor. Güdülenmiş akıl yürütme…

Araştırmalar, insanların bazen gerçeğe ulaşmak için değil, ulaşmak istedikleri sonuca uygun gerekçeler üretmek için düşünmeye başlayabildiğini gösteriyor. Yani bazen aklımız hâkim değil, avukatımızdır. Önce kararımızı veririz. Sonra aklımızı o kararı savunmak için kullanırız.

Bir insan bir düşünceye çok bağlandıysa, karşısına çıkan her bilgiyi aynı tarafsızlıkla değerlendirmeyebilir. Kendisini destekleyen küçük bir kanıtı büyütür. Kendisini rahatsız eden büyük bir kanıtı küçültür. Sonra da şöyle der: “Ben zaten gerçeği biliyorum.” Oysa belki de bildiği şey gerçek değil, gerçeğe karşı kurduğu savunmadır.

Sokrates bugün yaşasaydı bize ne sorardı?

Felsefenin en eski sorularından biri aslında hâlâ önümüzde duruyor. “Ben gerçekten biliyor muyum?”

Sokrates'in felsefesinin merkezinde insanın kendisini sorgulaması vardır. Platon'un Apologia adlı eserinde Sokrates'e atfedilen........

© Akasyam