Nihat Güç Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
İslam; İnsanları hidayete, felaha, huzura, kurtuluşa ve mutluluğa ulaştırır. Beşerin kurguladığı sistemler ve insanlar tarafından şekillendirilen kurallar da; insanları köleleştirmek, ayaklarına prangalar vurmak, gözlerini köreltmek ve kulaklarını sağır kılmak için vardırlar. Beşeri sistemler insanları insanlıktan uzaklaştırıp cahiliye döneminden kalma zifiri bir karanlığa mâhkum ederler. Şeytan da bunun için var gücüyle çalışmaktadır.
İsrail Terör Devleti’nin zaman zaman dile getirdiği “Halifeliğe geçit vermeyeceğiz, Osmanlı İmparatorluğu asla geri gelmeyecek.” söylemlerini bu minvalde değerlendirmemiz kaçınılmazdır. Terörist ve Siyonist İsrail Devletinin “Laikleştirdiği devlet sistemlerini onaylamasını doğru algılamak, olması gerektiği vechiyle değerlendirmekte fayda vardır. Ya da Terörist İsrail devletinin zaman zaman “Halifeliğe izin vermeyeceğiz.” nevinden yaptığı çıkışları da doğru ve olması gereken şekilde algılamamız lazım.
Cennete giden yol bellidir, cehenneme giden yol da çok net bir şekilde sarihtir. Bu konuda en ufak bir muğlaklık, en basit bir tereddüt, en ince bir sis bulutu dahi söz konusu değildir. Tabi bu durum; görmek, duymak ve algılamak isteyenler insanlar için geçerlidir. Görmek, duymak ve algılamak istemeyen insanlara bin bir dereden su getirecek olsanız dahi yine de kabul etmeye yanaşmayacaktır hakikati. Koskoca hayatını cehenneme giden bir yolda tüketmenin derdi ile yanıp tutuşan insanların, yaptıkları melanetlere, içine daldıkları çirkefe ve kabul ettikleri şirk düzenine rağmen cennete gideceklerine inanıyor olmaları da tarifi imkânsız bir başka garabet olduğunu söylemek durumundayım.
Evet, hadsizlikler, densizlikler, dengesizlikler ve sapkınlıklar o kadar fazla ki; hangisini eleştireceğimize, hangisine reddiyeler yazacağımıza, hangisine “Yok o konu öyle değil, böyledir.” diyeceğimize şaşırır olduk. Her gün yeni bir gündem düşüyor önümüze, her gün yeni bir kapı aralanıyor karşımızda. Eskiden haftalar ve aylar da geçse gündem maddeleri hep aynı kalırdı. Ama şimdilerde gündem maddeleri haftalık, saatlik hatta anlık olarak değişmektedir. Değişen gündem maddelerini de Kur’an ve Sünnet çerçevesinde yorumlamak durumundayız. Yoksa Allah muhafaza buyursun yolumuzu kaybedebiliriz. Söylemlerimizle eylemlerimizle kime taraftar olmaktayız ve yine söylemlerimizle ve eylemlerimizle kime düşman kesilmekteyiz? Bu konu son derece önemlidir ve gereklidir. Dikkat etmekte fayda vardır. Safların netleşmesi açısından gerekli bir konudur.
Terör Devleti İsrail’in safında mı duruyoruz yoksa masum insanların yanında mı yer alıyoruz. Gaflete daldığımız........
