Mehmet BOZKURT Yeniden Bir Diriliş Gerekir!
Bazen durup kendimize sormamız gerekir. Nerede kaybettik? Ne zaman savrulduk? Hangi kavşakta yönümüzü şaşırdık? Hayatı Tevhid ve Cihat bilinciyle anlamlandıran insan, aslında tek bir hakikatin etrafında yaşar. Yalnız Allah’a yönelmek ve yalnız O’ndan korkmak. İşte dinin özü de, omurgası da budur. Ne var ki, tarih boyunca bu saf inanç bulanmış, Tevhid’in berraklığına insan eliyle gölgeler düşürülmüştür. Bugün İslam ümmetinin içine düştüğü parçalanmışlık hali tesadüf değildir. Fırkalar, mezhepler, tarikatlar, ideolojiler ve siyasi kamplaşmalar… Her biri bir parça koparmış; ümmetin birliğini zayıflatmış, direncini kırmıştır. Kur’an’ın etrafında birleşmesi gerekenler, ne yazık ki kendi dar kalıplarının etrafında kümelenmiştir. Oysa çözüm, karmaşık değildir. Bilakis son derece açıktır. Dinin kaynağını yeniden Allah’ın kitabına teslim etmek. Kur’an’dan onay almayan her söz, her yorum, her rivayet sorgulanmalı; hakikat, kaynağından öğrenilmelidir. Çünkü İslam’ın kaynağı Allah’tır, örnek uygulayıcısı ise O’nun Resulü Hz. Muhammed (s.a v)'dır. Gerçek teslimiyet de burada başlar. Tarih, bize sadece bilgi vermez, aynı zamanda yol gösterir. Düşünün… Önünüzde azgın dalgalarıyla Kızıldeniz, arkanızda ise ölüm kusan bir ordu. Kaçacak yer yok, sığınacak kapı yok. İşte tam o anda bir topluluk paniğe kapılıyor, suçlamaya başlıyor: "Ey Musa! Bizi bu hale sen getirdin!?” Ama bir peygamberin diliyle çıkan tek bir cümle, bütün korkuları yerle bir ediyor. "Endişelenmeyin! Rabb’im benimledir. Bana mutlaka bir yol gösterecektir." İşte iman budur. İşte teslimiyet budur. Ve işte mucizenin başladığı yer tam da burasıdır! Aynı hakikati başka bir sahnede de görürüz. Ateşe atılan Hz. İbrahim (a.s) de… O alevlerin ortasında........
