İNANMAK
Bismillahirrahmanirrahim.
İnanmak görmek değildir.
İnanmak dokunmak değildir.
İnanmak hissetmektir.
İnanmak anlamaktır.
İnanmak teslim olmaktır.
İnanmak kabul etmektir.
Hak Teâlâ’ya inandık;
neden inkâr boyutundayız?
Bu iki konuyu âcizâne açmaya çalışalım.
İnanmak; kalp gözüyle bakmaktan, akıl nimetiyle kavramaktan geçer.
Yıldızlar, gezegenler; hepsi bir nizam içinde akıp gidiyor.
Beşerî bir sistemin bile bir icat edeni varken, nasıl olur da bu uçsuz bucaksız kâinatın bir yaratıcısı olmaz?
Binbir nebatat; ağaçlar, dağlar, taşlar, denizler… Hepsi bir nizam içindedir.
Hayvanları düşünelim: Bir ineğin yeşil bir ot yiyerek, ağızlara tat veren bir süt üretmesi ve ondan onlarca nimetin meydana gelmesi…
Bir bebek düşünün: Pis sudan sonra alaka, nutfe derken bir beden hâline getiriliyor.
Karanlık bir odada; kan var, pis su var, irin var, idrar var, dışkı var…
Ama bebek tertemiz bir şekilde besleniyor.
O bebek dünyaya geldikten sonra yine Cenâb-ı Hak, dışkının, idrarın, pis kanın içinden tertemiz bir süt çıkarıyor; o çocuk bir süre bunu içiyor.
Bu sistem gelişigüzel oluşabilir mi?
İnsan anatomisini araştıralım: Bir eksik, bir kusur görebiliyor muyuz?
Kalp, böbrek, ciğer…
Tüm organlar ne görev yapacağını nereden biliyor?
Bir fabrika gibi değil mi?
Ağaçları düşünelim: Hepsi tahta değil mi?
Kimi kabuklu yemiş, kimisi kabuksuz; bazıları yerde, bazıları........
