menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İNANMAK

14 0
03.02.2026

Bismillahirrahmanirrahim.

İnanmak görmek değildir.

İnanmak dokunmak değildir.

İnanmak hissetmektir.

İnanmak anlamaktır.

İnanmak teslim olmaktır.

İnanmak kabul etmektir.

Hak Teâlâ’ya inandık;

neden inkâr boyutundayız?

Bu iki konuyu âcizâne açmaya çalışalım.

İnanmak; kalp gözüyle bakmaktan, akıl nimetiyle kavramaktan geçer.

Yıldızlar, gezegenler; hepsi bir nizam içinde akıp gidiyor.

Beşerî bir sistemin bile bir icat edeni varken, nasıl olur da bu uçsuz bucaksız kâinatın bir yaratıcısı olmaz?

Binbir nebatat; ağaçlar, dağlar, taşlar, denizler… Hepsi bir nizam içindedir.

Hayvanları düşünelim: Bir ineğin yeşil bir ot yiyerek, ağızlara tat veren bir süt üretmesi ve ondan onlarca nimetin meydana gelmesi…

Bir bebek düşünün: Pis sudan sonra alaka, nutfe derken bir beden hâline getiriliyor.

Karanlık bir odada; kan var, pis su var, irin var, idrar var, dışkı var…

Ama bebek tertemiz bir şekilde besleniyor.

O bebek dünyaya geldikten sonra yine Cenâb-ı Hak, dışkının, idrarın, pis kanın içinden tertemiz bir süt çıkarıyor; o çocuk bir süre bunu içiyor.

Bu sistem gelişigüzel oluşabilir mi?

İnsan anatomisini araştıralım: Bir eksik, bir kusur görebiliyor muyuz?

Kalp, böbrek, ciğer…

Tüm organlar ne görev yapacağını nereden biliyor?

Bir fabrika gibi değil mi?

Ağaçları düşünelim: Hepsi tahta değil mi?

Kimi kabuklu yemiş, kimisi kabuksuz; bazıları yerde, bazıları........

© Akasyam