menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Muallak Dünya

11 0
24.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Dünya, bazen insana kendi gölgesini bile yabancılaştıran oyunlar oynar. Eşyaların yerli yerinde durduğu, fakat o eşyaların eski anlamlarını taşımadığını fark ettiğimiz saatler. İnsan, böyle zamanlarda yalnız sokaklarda değil, kendi içinde de yürüme halindedir. Attığımız her adım, bir anının kapısını aralar; hayal ettiğimiz her uzak hedef, henüz doğmamış bir geleceğin sessizliğiyle örülür.

Bugün içinde yaşadığımız çağ uzun ikindileri andırıyor. Her şey hareket hâlinde, fakat hiçbir şey tam anlamıyla yerini bulmuş görünmüyor. Zamanı hızlanmış hissettiğimizden, ruhun artık hayata yetişme imkânı azalmış, kendi kurduğumuz dünyanın içinde kendi sesimizi duymakta güçlük çekiyor gibiyiz.

Belirsizlik, yalnız geleceğin değil, bugünün de rengini değiştirdi. Eskiden mevsimler vakitlerini bilirdi; şimdi bahar, kışın hatırasını taşıyor, yaz sonbaharın hüznünü. Şehirler büyüyor ama sokaklar küçülüyor; kalabalıklar artıyor ama insanın yalnızlığı derinleşiyor. Sanki hayat, görünmez bir el tarafından sürekli yeniden yazılıyor ve biz, daha ilk cümleyi anlamadan yeni bir sayfaya geçiyoruz.

Oysa insan, biraz da bekleyebildiği kadar insandır. Bir ağacın gölge vermesi için yılların sabrına ihtiyacı vardır. Bir medeniyet, taş üstüne taş koymaktan önce, zaman üstüne zaman koymayı bilmelidir. Bugün ise sabır, en çok kaybettiğimiz kelimelerden biri oldu. Her şeyi çabuk öğrenmek, çabuk tüketmek ve çabuk unutmak istiyoruz. Fakat ruhun aceleyle kurduğu hiçbir ilişki uzun süre ayakta kalamıyor. Byung- Chul Han’ın “Zamanın Kokusu” eserinde belirttiği gibi: “İyi zamana, “faydasız” şeylerden kurtulmuş ruh erişebilir ancak. Ruhu arzulamaktan kurtaran boşluk zamanı derinleştirir. Bu derinlik her anı Varlığın bütünüyle, onun kokulu ebediliğiyle birleştirir. Zamanı radikal bir geçiciliğe iten şey arzudur çünkü ruhun hızla ileri atılmasına yol açar. Ruh sükunetle durduğunda, iyi zaman meydana gelir.”

Belki de bu muallak dünyanın bize öğrettiği ilk gerçek, kesinliğin insanın icadı olduğudur. Hayat ise daima küçük sürprizlerle, beklenmedik sapmalarla ve görünmeyen yollarla ilerleyen yolculuktur. Bir nehrin güzelliği, yalnız denize varmasında değil; kıvrıla kıvrıla akışındadır. İnsan kaderini yalnızca seçtiği yollardan değil, karşılaştığı belirsizliklerde de tanıyabilir. Bu yüzden umut, geleceğin garantisi değil; varoluşumuzun insan terbiyecisidir. İnsanı ayakta tutan, yarını bütünüyle bilmek değil, bilmediği hâlde yürüyebilmektir. Her sabah yeniden açılan pencere, yalnız dışarıdaki dünyaya değil, insanın içine de açılmaktadır. Orada, gürültünün erişemediği bir sessizlik vardır. Belki de kaybettiğimizi sandığımız bütün yanıtlar, o sessizliğin içinde bizi bekliyordur. Dünya yine değişecektir. Şehirler başka yüzler takacak, zaman başka isimlerle anılacak, insan yeni icatlarının peşinden koşacaktır. Fakat değişmeyen bir şey kalacak: İnsanın, kendisini anlamaya duyduğu o eski, kadim ihtiyaç. Çünkü en büyük yolculuk, uzaklara değil, kalbimizin derinliklerine yaptığımız........

© Akademik Akıl