Kutadgu Bilig’in Değeri Neden Bilinmedi?
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Kutadgu Bilig’in Değeri Neden Bilinmedi?
Kutadgu Bilig’in şimdilik dünyada bilinen Kahire, Herat ve Fergana üç nüshası vardır. Eserin biri Uygur ikisi Arap harfleri ile kaleme alınmıştır. Türk dili ve edebiyatı için olduğu kadar, Türk kültürünün de değerli abidelerinden sayılan bu eseri, İslami Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve mütefekkiri Yusuf Has Hacib 1069/1070 tarihinde tamamlamış Karahanlı hükümdarı Ebu Ali Hasan b. Süleyman Arslan Hakan’a ithaf etmiştir.
Osmanlı medreselerimizde Türklük bilinci yeterince gelişmediğinden Kutadgu Bilig’e ilgi gösterilmemiştir. Türkoloji /Türklük Bilimi Enstitüleri Batı’da kurulunca şarkiyatçıların çabalarıyla bu eser değer bulmuştur.
Fransız şarkiyatçı Amédéé Jaubert, Kutadgu Bilig’i ilk defa 1825 yılında bilim dünyasına duyurur.
Fenârî-zâde Kadı Ali, Osmanlı devlet teşkilâtında Orta Asya Türk ülkeleri ile resmî iletişimi eden özel kalemlerde çalışan Abdurrezzak Şeyh-zâde Bahşı’ya bir mektup yazarak bugün Afganistan topraklarında yer alan Herat’ta kaleme alınmış Kutadgu Bilig nüshasını getirmesini ister. Bu nüsha 1439’da önce Tokat’a sonra 1474’te İstanbul’a getirilir. Ancak çoğaltılmaz.
1839 yılında, İstanbul’da Avusturya elçiliği müsteşarı ünlü Türkolog ve tarihçi Von Hammer, Herat nüshasını İstanbul’da ele geçirir. Von Hammer İstanbul’da ele geçirdiği nüshayı Viyana İmparator Sarayı Kütüphanesi’ne hediye eder.
Kutadgu Bilig’in ilk defa bulunan Herat nüshasına bakarak Budapeşte’de 1870’te kurulan dünyanın ilk Türkoloji kürsüsüne profesör tayin edilen ve Sultan II. Abdülhamid’in danışmanlığını yapan Yahudi asıllı Macar müsteşrik Hermann Vamberéry, 1870 yılında, eserin bin kadar beytinin transkripsiyonunu yaparak Almanca tercümesini neşreder.
Alman şarkiyatçı Bernhard Moritz 1896’da Kahire’de, Hidiv (bugünkü Kral) Kütüphanesi’nin müdürüdür. Kütüphaneyi düzenlerken bodrum kata atılmış, dağınık kitap ve sahife yığınlarını gözden geçirildiği sırada, Mısır/Kahire nüshasını fark eder. Eserin bazı kısımları zâyi olmuş, başında ve ortalarında bazı sahifeler rutubet tesiri ile zedelenmiş, geri kalan kısmı ise iyi muhafaza edilmiş haldedir. Bernhard Moritz Mısır nüshasını 1896’ da düzenler ve bu nüshayı kaybolmaktan kurtarır ve ilim insanlarının hizmetine sunar.
1910 yılında modern Türkoloji’nin (Türklük bilimi) kurucularından kabul edilen Alman asıllı Rus doğu bilimci ve dil aşığı W Radloff da bu eserin Kahire ve Herat nüshalarını karşılaştırarak Almanca tercümesini yayınlar.
Kutadgu Bilig’in ele geçen nüshaları arasında en önemlisi olan Fergana nüshasını Zeki Velidi Togan 1913’de Türkistan’da Fergana’nın Nemengân şehrinde özel bir kütüphanede dağınık sahifeleri sonradan bir araya getirilerek dikilmiş ve dörtlükler altın suyu ile yazılmış halde bulur. Toğan yazmayı tanıttığı makalesini 1915 yılında yayımlayarak bilim dünyasını özellikle de Türk dünyasını bu önemli nüshadan haberdar eder.
En nihayetinde Kazan Türklerinden olan karşılaştırmalı Türk dili araştırmalarının Türkiye’deki kurucusu ve uygulayıcısı olan dil bilgini Reşit Rahmeti Arat, Kutadgu Bilig’in nüshalarını karşılaştırmalı tetkik ederek 1947’de Türk Dil Kurumu yayınları arasında yayınlar.
Bundan sonra Kutadgu Bilig üzerine Türk bilim insanları kitabı her yönden incelerler. Bu çalışmalar arasında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H.........
