menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Modern İnsanın Manevi Sorunları Serisi – 5: Kontrol İhtiyacı

18 0
02.06.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Modern İnsanın Manevi Sorunları Serisi – 5: Kontrol İhtiyacı

Modern insanın en güçlü eğilimlerinden biri, kontrol etme arzusudur. Hayatı planlamak, riskleri azaltmak, geleceği öngörmek ve mümkünse her şeyi garanti altına almak… İlk bakışta bunlar sağlıklı ve gerekli çabalar gibi görünür. Ancak bu çaba, sınırını aştığında insanı huzura değil, tam tersine derin bir kaygı ve gerginliğe sürükler. Çünkü kontrol ihtiyacı arttıkça, insanın karşılaştığı belirsizlikler de daha tehdit edici hâle gelir.

Kontrol, insanın güvenlik arayışının bir uzantısıdır. İnsan, kendisini güvende hissetmek ister ve bu güveni çoğu zaman kontrol ederek sağlayabileceğini düşünür. Ancak hayatın doğası gereği, kontrol edilemeyen çok geniş bir alan vardır. İnsan ne geleceği tam olarak belirleyebilir ne de başkalarının davranışlarını. Buna rağmen modern birey, çoğu zaman bu sınırları kabul etmekte zorlanır.

Günümüz dünyası da bu kontrol arzusunu besleyen bir yapı sunmaktadır. Teknoloji sayesinde birçok şeye hızlıca ulaşabilen, verilerle geleceği tahmin edebilen ve hayatını detaylı planlarla düzenleyebilen insan, zamanla her şeyin kontrol edilebilir olduğu yanılgısına kapılmaktadır. Oysa küçük bir kriz, beklenmedik bir hastalık ya da ani bir kayıp, bu yanılsamayı kolayca yıkabilir. İşte tam da bu noktada insan, kontrol edemediği hayat karşısında derin bir çaresizlik hissiyle yüzleşir.

Kaygı çoğu zaman kontrol ihtiyacıyla yakından ilişkilidir. İnsan ne kadar çok kontrol etmeye çalışırsa, o kadar çok şeyin kontrol edilemez olduğunu fark eder. Bu farkındalık ise kaygıyı artırır. Böylece kişi, daha fazla kontrol etmeye yönelir ve bir kısır döngü içine girer. Bu döngü, zamanla zihinsel yorgunluğa, ilişkilerde çatışmaya ve içsel huzursuzluğa neden olur.

Kontrol ihtiyacı, insanın sınırlılığını kabul etmekte zorlanmasıyla ilgilidir. İnsan, kendisini mutlak bir özne gibi konumlandırdığında, hayatın yükünü de tek başına taşımak zorunda kalır. Bu durum, hem ağır bir sorumluluk hem de kaçınılmaz bir hayal kırıklığı üretir. Çünkü insan, ne kadar güçlü olursa olsun, her şeyi belirleyebilecek bir varlık değildir.

Bu noktada “tevekkül” kavramı, modern insan için bir anlam sunar. Tevekkül, çoğu zaman yanlış anlaşılır ve pasiflik olarak yorumlanır. Oysa tevekkül, aktif bir çabanın ardından gelen bilinçli bir bırakabilme hâlidir. İnsan elinden geleni yapar, sorumluluğunu yerine getirir; ancak sonucu mutlak bir kontrol alanı olarak görmez. Bu yaklaşım, psikolojik açıdan büyük bir rahatlama sağlar.

Kontrol ihtiyacının en çok hissedildiği alanlardan biri de insan ilişkileridir. İnsan, sevdiklerinin davranışlarını, duygularını ve hatta düşüncelerini bile kontrol etmek isteyebilir. Bu durum, çoğu zaman iyi niyetli bir kaygıdan doğsa da, ilişkilerde ciddi gerilimlere yol açar. Çünkü her birey, kendi iradesine ve özgünlüğüne sahiptir. Bir başkasını sürekli kontrol etmeye çalışmak, hem o kişiyi hem de ilişkiyi yıpratır.

Din ve maneviyat, bu noktada insanın hem kendisiyle hem de başkalarıyla kurduğu ilişkiyi yeniden düzenlemesine yardımcı olur. İnsan, her şeyin mutlak sahibi olmadığını fark ettiğinde, daha esnek ve daha kabul edici bir tutum geliştirebilir. Bu kabul, bir zayıflık değil; aksine içsel bir güç göstergesidir. Çünkü kontrol edemediğini kabul edebilmek, insanın kendisiyle barışmasının önemli bir adımıdır.

Modern insanın kontrol ihtiyacı, aynı zamanda mükemmeliyetçilikle de yakından ilişkilidir. Her şeyin kusursuz olmasını istemek, hata yapmaktan kaçınmak ve sürekli en iyi sonucu hedeflemek, bireyi sürekli bir baskı altında tutar. Oysa hayat, doğası gereği eksik ve belirsizdir. Bu gerçeği kabul etmek, insanın üzerindeki yükü hafifletir.

Kontrolü bırakmak, çoğu insan için........

© Akademik Akıl