Mescidi Aksa’nın İbadete Kapatılması Tam Bir İnsanlık Suçudur
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Mescidi Aksa’nın İbadete Kapatılması Tam Bir İnsanlık Suçudur
Siyonist İsrail, Trump ’un ilk başkanlık döneminde eksik kalan gizli planlarını ikinci dönemde gerçekleştirmek üzere çılgın eylemlerle yoluna devam etmektedir. Önceki dönemde Kudüs İsrail’in resmi başkenti olarak ilan edilmiş ve ABD Büyükelçiliği buraya taşınmıştır. İkinci dönemde de üç yıl devam eden, 80 bin kişinin ölümüyle tarihe kara leke olarak geçen Gazze katliamını ve fiziki enkazını Trump’un başkanlığında kurulan bazı İslam ülkelerinin de temsilci verdikleri bir komiteye bırakılmıştır. Fakat yapılan antlaşma karşılıklı rıza ve güvene dayanmamaktadır. Çünkü Gazze halkı yok hükmünde sayılmış ve yarına dair hiçbir güvence verilmemiştir. Bu yüzdendir ki İsrail her fırsatta saldırılara devam etmektedir. Ayrıca Gazze’ye gelen yardımların giriş, çıkışlarını de kontrolünde tutmaktadır. Şimdi ise ABD’yi yine yanına alarak bu kez İran’da zulüm ve yıkıma başlamıştır. Dini, insani vicdani duyguları körelen fanatik Yahudiler hakkında yazı yazmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım. Fakat kayıtlara geçmesi ve içimizi kanatan Mescidi Aksanın ibadete kapatılmasıyla ilgili tepkimizi bir nebze de olsa yazıyla paylaşmak istedim.
Kudüs’ün Tarihteki Misyonu
Kudüs Lut gölüne 24, Akdeniz’e 60 km. mesafede bulunan ve deniz seviyesinden 747 metre yüksekliği olan bir şehirdir. Tarih boyunca tevhid inancının bir sembolü olarak Mescidi Aksa’yı bağrında tutmaktadır. Zira Mescidi Aksa’nın burada olması Kudüs ve çevresine manevi bir derinlik katmaktadır. Hz. İbrâhim’den itibaren birçok Peygamber bu bölgeye gönderildiği için peygamberler şehri olarak da anılmış ve üç ilahi dine ev sahipliği yapmıştır. Kudüs ismi Kur’an’da geçmemekle birlikte Mescidü’l-Aksa’nın bu şehirde olması çevresinin mübarek kılınması (İsra 17/1) bölgenin “mukaddes toprak” şeklinde anılması (Mâide 5/21) sebebiyle “iyi ve güzel bir yer” olarak nitelendirilmiştir. (Yunus 10/93) Kudüs halkı ilk defa 17/638 yılında Suriye’nin fethinden sonra Ebû Ubeyde b. Cerrâh’a müracaat ederek şehri Hz. Ömer’e teslim etmek istemişlerdi. Davet üzerine Kudüs’e gelen Hz. Ömer Patrik’le görüşmüş ve antlaşmayı imzalamışlardı. Bu tarihten itibaren Hz. Ömer’in talimatıyla Müslümanlar şehirde ikamet eden herkesin can ve mal güvenliklerini korumuşlardır. Kısa sürede şehirde birlikte yaşama kültürü ve geleneği yerleşmiştir. Emeviler, Abbasiler ve Fatimiler döneminde de şehrin sakinleri, mabetleri bir arada yaşamaya devam etmişlerdir. Ne yazık ki 1099 yılında Kudüs’e musallat olan Haçlılar, Müslümanlar başta olmak üzere şehir halkını hatta onlara yardımcı olan diğer din mensuplarını öldürerek tam bir vahşet sergilemişlerdir. Öyle ki evlerde, camilerde, yollarda hatta Mescidi Aksa’ya sığınan kadın ve çocukları bile ölümle cezalandırmışlardır.
Yavuz Sultan Selim İdrîs-i Bitlisî’nin de aralarında bulunduğu devletin ileri gelen sivil ve asker kadrosuyla 29 Aralık 1516 tarihinde Şam üzerinden güneye doğru ilerleyerek Kudüs’e varmış ve o günden itibaren şehir Osmanlı yönetimine girmiştir. Osmanlı Devleti Kudüs’ü Mekke ve Medine gibi itina göstererek idare etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kubbetü’s-sahre’nin restorasyonu, mabedin çevresindeki surların inşası, surlardaki yüksekliği 12 metreyi aşan otuz dört kulenin hizmete alınması, Beytülahm ve Halîlürrahmân’dan Kudüs’e su getiren kanalların tamiri, şehir suyunun dağıtımı ve beşi sur içinde olmak üzere altı çeşmenin yapımı gibi büyük imar faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Padişahın hanımı Hürrem Sultan ise, içinde cami, medrese, han, ribat, imaret gibi eserlerin bulunduğu ve Kudüs’ün en önemli hayır kuruluşu olan bir külliye yaptırmıştır. Külliye masraflarının karşılanması için büyük bir vakıf kuran Hürrem Sultan, Suriye, Filistin ve Remle civarında birçok araziyi bu vakfa tahsis etmiştir. Böylece Kudüs 1917 yılına kadar yaklaşık 400 yıl boyunca Osmanlı yönetiminde parlak bir dönem yaşamıştır.
Mescidi Aksa’nın Önemi
Şüphesiz yeryüzünde insanlar için inşa edilen ilk mescit, Kâbe’nin içinde bulunduğu Mekke’deki “Mescidi Haramdır.” (Al-i İmran 3/95) Kâbe’yi Hz. İbrahim oğlu İsmail ile birlikte yapmıştır (Bakara 2/126). İkincisi de çevresi mübarek kılınan, Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’teki “Mescid-i Aksa”dır. (Buhari, Enbiyai 10) Mescidi Aksa’nın yer tespiti ve planlanması Hz. Dâvûd ile başlamakla birlikte yapımı oğlu Hz. Süleyman tarafından tamamlanmıştır. Kur’an-ı Kerimde bu iki mescidin ve Hz. Peygamber’in “İsra” olayı aynı ayette zikredilmiştir. “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed-i) bir gece Mescidi Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.” (İsrâ 17/1) Nitekim Hz. Peygamber (sav) de Mescidi Haram, Mescidi Aksa ve Mescidi Nebi olmak üzere üç mabedin manevi değerine işaret ederek bunları ziyaret etmeyi tavsiye etmiştir. (Müslim, “Ḥac”, 288) Mescidi Aksa’nın yapımı ile ilgili gerekli taş, kereste gibi malzemeler Lübnan dağlarından karşılanmış ve inşaatta kullanılacak şekilde hazırlandıktan sonra Kudüs’e gönderilmiştir. Böylece mabedin yapımında keser ve çekiç gibi aletlerin sesleri çevreyi rahatsız etmemesi amaçlanmıştır. Zamanla Mescidi Aksa ve çevresi ihya edilerek medrese, Kütüphane gibi sosyal hizmetlerle donatılmıştır. Yine Osmanlı yönetiminde Mescidi Aksa birkaç defa tamir görmüştür. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı onarımlar kitabe halinde tescil edilmiştir. Kuruluşundan bugüne kadar Kudüs’e Mescidi Aksa’ya en çok zarar verenler Haçlılar ve Yahudilerdir. Nitekim 21 Ağustos 1969’da fanatik bir Yahudi tarafından çıkarılan yangın büyük faciaya dönüşmeden söndürülmekle birlikte Nureddin Mahmud Zengî’nin yaptırdığı nefis ahşap minber yanmıştır.
Mescidi Aksa’nın İbadete kapatılması
İsrail planlı, kasıtlı ve bir insanlık suçu olarak 28 Şubat 2026 günü başlayan ABD, İsrail ve İran savaşında güvenlik bahanesiyle Mescidi Aksa’yı ibadete kapatmıştır. Hemen belirtelim ki bu eylemin, dini ve hukuki bir temeli yoktur. Güvenlik iddiası ise, gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Uluslararası hukuka göre Mescidi Aksa’nın güvenliği idari olarak “Ürdün Vakıflar Bakanlığı ile Kudüs İslami Vakıflar İdaresine” aittir. Fakat pratikte uygulanan kısıtlamalar, giriş-çıkışlardaki kontroller ile fanatik baskılar ve fiili önlemler İsrail polisi tarafından yapıldığı için Ürdün makamları ile Kudüs İslami Vakıflar İdaresine rağmen kapatılmıştır. Çünkü normal hallerde bile İsrail güvenlik görevlilerinin ziyaretçilere bakış tarzları ve üst baş aramaları yeterince rahatsız etmektedir. Daha önceleri de kısa sürelerle keyfi kapatmalar olmuş fakat Ramazan, Cuma ve bayramlarda kapatılmamıştır. “Son 49 yıldan bu yana ilk defa Mescidi Aksa Ramazan Bayramı’nda ibadete kapatılmıştır.” “Savaş olayı mazeret olamaz. Asıl mesele Müslümanların konu hakkındaki, tepkilerini ölçmektir. Nitekim18 Mart 2026 tarihinde bazı İslam ülkelerinin dışişleri bakanları, Riyad istişari toplantısında Mescidi Aksa’nın kapatılmış olmasını kınamak bir yana adını bile zikretmemişlerdir. Dolayısıyla Müslümanların zayıf ve cılız tepkilerini test eden İsrail cesaret alarak mescidin ibadete kapalı kalma sürecini uzatmaktadır. Bu hususta mutlu olanlar sadece fanatik Yahudilerdir. Oysa ki aynı mescide 200 metre mesafede bulunan Yahudilerin ağlama duvarı 24 saat esasına göre duaya açıktır. Keza şehirdeki kilise ve havraların hiçbiri ibadete kapanmamıştır. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerimde de barış ve savaş hallerinde camiler, kiliseler, havralar ve buralarda ibadet eden din mensuplarının korunması gerektiği vurgulanmıştır. (Hac 22 / 40)
İsrail karşısında güçlü ve caydırıcı bir kuvvet görmediği müddetçe şımarık, fırsatçı ve sinsi planlarını hayata geçirmeye devam etmektedir. Şu anda zorbalığı ile dünyaya nizam vermeye inandırılan Trump ile İran’a saldırmaya başlamıştır. Netanyahu hukuki zemini olmayan bu felaketin maliyetini ABD’ye ihale ederek bazı sinsi planları daha eş zamanlı uygulamaktadır: Birincisi Lübnan’ı havada, karada vurarak zayıflatmak ve olabildiğince yeni topraklar ele geçirmektir. Böylece İran savaşının gölgesinde Lübnan’a hem maddi-manevi kayıplar hem mağduriyetler yaşatılmaktadır.İkincisi yeniden kurulan Suriye’nin güvenlik zafiyetinden yararlanarak Golan tepeleri üzerinden iyice Şam’a yaklaşmak istemesidir. Maalesef bu plan da sessizce hedefine ulaşmış görünmektedir. Üçüncüsü 2018 yılında Mescidi Aksa’nın çevresinde bulunan Müslüman esnafı, ziyaret ettiğimde ifade ettiklerine göre, yerel yönetim Filistinlilere ait iş yerleri ile evlerinin altında tünel açmak ve yol geçirmek gibi bahanelerle baskı uygulayarak mülklerini satıp göçe zorlamaktadırlar. İlgilerden aldığım yeni bilgilere göre bu sinsi plan genişletilerek devam etmektedir. Dördüncüsü ve en büyük tehlike ise, Filistinli mahkûm ve mağdur halkına yönelik idam cezasını öngören yasanın çıkarılmasıdır. Bazı milletvekili ve bakanlar bu başarılarını (!) şampanya ile kutlamışlardır. Dünya kamu oyunun gözü önünde bu yasayı savunmak ve uygulamak Firavun zulmünü bile geride bırakan aşağılık suçtan başka bir şey değildir.
İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi
Petrol Savaşlarından Su Savaşlarına
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi
Son Peygamber Hz. Muhammed
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı...
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir...
İslâm Hukukunda Öngörücü Adalet ve Sedd-İ Zerâiʿ İlkesi
Hukukun Sustuğu Nokta
İnsan Kalmanın Vebali
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki...
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.072.569
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından için Prof.Dr. Rukiye Pınar Bölüktaş
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından için Bülent Demirbek
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Osman Nuri Cengiz
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Abdullah Ünsal
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Tahir hatipoglu
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Niyazi Aşkar
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Neriman Dilekcan
KBRN. DİKOTOMİSİ- Nasıl Korunulur? Nasıl Yasaklanır? için İlyas Mammadov
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Enver ÜNER
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için İnci Ünal 1975 Ankara üniversitesi ihtisaslı
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (7)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (152)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (50)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
Petrol Savaşlarından Su Savaşlarına Nisan 8, 2026
Petrol Savaşlarından Su Savaşlarına
Mescidi Aksa’nın İbadete Kapatılması Tam Bir İnsanlık Suçudur Nisan 8, 2026
Mescidi Aksa’nın İbadete Kapatılması Tam Bir İnsanlık Suçudur
İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi Nisan 8, 2026
İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi
Trafik Bir Sonuçtur: İstanbul’da Kentsel Form, Talep ve Ulaşımın Yeniden Düşünülmesi Nisan 6, 2026
Trafik Bir Sonuçtur: İstanbul’da Kentsel Form, Talep ve Ulaşımın Yeniden Düşünülmesi
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni
