Toplumsal Sorunların Çözümünde 4 İlke (Hukuken Adil, Dinen Caiz, İktisaden Faydalı, Ahlaken Güzel Olma)
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Toplumsal Sorunların Çözümünde 4 İlke (Hukuken Adil, Dinen Caiz, İktisaden Faydalı, Ahlaken Güzel Olma)
Akademikakil.com’un Ekim – 2026 ayın konusu: “Türkiye’de farklı alanlarda eşzamanlı olarak ortaya çıkan çok sayıdaki gelişme birlikte değerlendirildiğinde, bu gelişmelerin ortak ve belirleyici temelini oluşturan yapısal mesele nedir?” konusundaki görüşlerimi siz değerli okurlarla paylaşacağım. Birden fazla gelişmeyi 10 başlık altında topladım. Belki okuyucu “bunlar zaten bilinen sorunlar önemli olan bunlara nasıl çözüm üretileceği meselesidir.” diyebilir. Bunları da sonuç kısmında acıkamaya çalışacağım.
1.Fon: Yukarıdaki bahse konuların başında fon krizi gelmektedir. Meblağın büyük olması ve tasfiyenin zamana yayılması, yarım milyona yakın tasarruf sahibinin alacaklarının düzenlenmesi zaman alacak, değer kaybı olacak insanlarda travma yaratacaktır. Bir kişinin fonda ve borsada parasını kullanması suç değil. Esas ekonomi ve genel normlarla bağdaşmayan konu meblağların yani ana paranın vergisi, kaynağı konusudur. Ayrıca Bir firma x malını üretiyorum derse, belli yüzdesini halka arz şeklinde borsaya açılabilir. Tasarruf sahibi de buna yatırım yapabilir. Âmâ bu firma ana sermayesi ve üretimlerinin var olup olmadığının bunları denetleyen ve izin veren karumlar titiz davranmadıysa sorun buradadır. Neden gelişmiş ülkelerde yüz yıllık borsalara bir şey olmuyor da bizdeki borsa hafif dalgalanmayla sarsılıyor bunu düşünmek lazım. Ayrıca konut edinmede belli enstrümanlarla finansal destek üreten firmalar topladıkları mevduatı geri verirken masraf yüzdesi ve geçen süredeki zamanda nasıl değerlendireceğini ve aracı kurumların masraflarının müşteriye bildirilmesi gerekmektedir. Bu aslında dar gelirlinin tasarrufunu banka dışı yollarla değerlendirip konut sahibi olma arzusundan kaynaklanmaktadır.
2.İstihdam: Ekonomi: İyi olması devamlı ve sürekli olması esastır. Göstergeler gençlerin ekonomik sıkıntıyla karşılaşınca gelecek seçimlerde etkili olacağı yönünde araştırmalar bulunmaktadır. Ekonominin temel kavramları bellidir. Âmâ bu ayın konusunda değinildiği gibi ülkelere göre farklılık arz etmektedir. Önemli olan istihdam artışıdır. Bu artış (A/P) aktif pasif oranını doğrudan, işgücüne katılmayı (İKO) dolaylı etkileyecektir. Bu sabiteler den sonra adı geçen firmalar borsaya açılmalıdır. Burada BDDK, TMSF, Borsa İstanbul, Takasbank, Varlık Fonu özellikle SPK’nın, Masak ,DDK (dolaylı olarak hepsini denetleme yetkisi olduğu için) bunlara belli yüzdelerle halka açılmalarına izin vermelidir. Ekonomi mantığının yanında hukuk ve toplumsal yapı, toplumsal değerler mantığını da düşünmek gerekmektedir. Birincisi sosyal sorunun çözümü, ana sermayesi olmayan kurumlara (kaydi ve itibari parayı açıkça ayıramadıklarından) para yaratıcı yetkisi verilmemeli. Belli yüzdesi borsaya açılabilmeli. Ana sermayenin vergi ekleri isteneceği yatırımcıya bildirilmeli. (Konuyla ilgili doğrudan 8 birimin oluğunu hatırlamakta fayda var). Bu konuda son olarak suç ve cezada şahsilik ilkesi esasına göre bunlardan kişiler sorumludur. Bundan yola çıkarak İslami değerlere atıf yapmak ve insanları eleştirmek ayrı bir konudur.
(Bu fon ve borsada geçen Insider Trading bilgi suiistimali suçu), halka açık bir şirkete ait henüz kamuoyuna açıklanmamış, gizli ve hisse fiyatını etkileyebilecek nitelikteki bilgileri kullanarak menkul kıymet alım-satımı yapılmasıdır. ) Bunu da yetkililer de dosyaya hakim olanlar bilebilir.
3.Uluslararası ilişiler: İsrail in UCM ne Türkiye Cumhurbaşkanı için müracaat tavsiyesi yanıltma ve çarpıtmadır. Kendi konumlarını ve haklarımdaki yapılan vaki müracaatları sulandırma amacı taşımaktadır. Kaldı ki Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğanı her platformda savunacak binlerce kişi vardır. Ülkenin Cumhurbaşkanına başka bir ülkenin yetkililerinin aleyhine çağrıda bulmasını iç kamuoyunun farklı saiklerden uzak değerlendirecek ve Cumhurbaşkanlarına destekte birleşecektir. Türkiye kadim devlettir. Devlet başkanına yönelik emrivakiler kabul etmez. Hareket duygusallıktan öte uluslararası hukukun normlarına göre hareket edilmelidir. Yani İsrail “ben UCM ya gittiysem Türkiye’ye cumhurbaşkanının da gitsin “gibi rasyonel ve hukuki olmayan iddiasını kabul edilemez burada Türkiye kamuoyu R. T. Erdoğan’ın arkasında olur.
4.Bilim: Sürekli olması gereken ve sürdürülebilir olması gereken konulardan biridir. Bunun güncel olaylardan uzak okul öncesinden lisansüstüne kadar devam etmelidir. Üniversitelerde dönem sayısı gelişmiş ülkeler gibi üç dönem sistemine geçilmelidir. Eğitim: İngiltere, Fransa’da Rusya’da, ABD de, Japonya’da bilim akademileri ve danışma kurumları delaletiyle kurumsallaştı. Osmanlıda Encümen-i Denişten bugüne bizde kurumsallaşamadığı için eğitimde denge verim artırılamadı. Üniversitelerde 3 döneme geçmek ve mesleki teknik eğitimi ayrılan payla maarif yüzyılının girişimleri takdirle karşılanan faaliyetlerdir. Âmâ ülkemizde eğitim sorunun devam ettiği de başlığa uygun bir maddedir. Burada da maarif yüzyılı, sınav sistemleri ve eğitim süresinin daha iyi nasıl olması gerektiği tartışılmalıdır. Okullarda son günlerde farklı yerde olaylar çıkarılması, bunun abartılmasının eğitim ve asayişle ilgisi olmayıp insanların hassasiyetini siyasi amaçlarla sulandırmaktır. Burada da maarif yüzyılını iyileştirmenin tartışılması çözüm olacaktır. Okul yöneticilerimi ve Millî Eğitim Bakanlığının binlerce okul, yüzbinlerce sınıf, bazı ülkeleri nüfusu kadar nüfusu kadar milyonlarca öğrencinin olduğu yerde asıl işi eğitimdir. Anne babanın ve okul dışı zamanın kontrolü ve sorumluluğunu bu birime yüklemek soruna çözüm getirmeyecektir. Paydaşların her biri üzerine düşeni yapmalıdır. Bundan dolayı sosyal medyada bunları sürekli siyasi olarak yorumlamak sorunu çözmeyecektir. Yapıcı, şiddeti eleştirici, akran zorbalığını eleştiren bir üslup kullanmakta fayda vardır.
5.Siyaset: Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Kont de Césy (1619-1641 yılları arasında görev yapmıştır) ve onun dönemindeki diğer Fransız diplomatların raporları, 1600’lü yıllarda (17. yüzyıl) Osmanlı Devleti’ndeki sık sık........
