menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Zalimin Zulmü Varsa Garibin Allah’ı Var” mı?

33 0
09.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

“Zalimin Zulmü Varsa Garibin Allah’ı Var” mı?

Rivayet odur ki, zamanın birinde bir derviş berbere gitmiş.“Vur usturayı berber efendi,” demiş.Berber de başlamış tıraşa.

Tam tıraşın ortasındaymış ki kapıdan içeri, tüm heybetiyle, gürültüsüyle bir kabadayı girmiş. Doğruca yürümüş, dervişin başına bir şaplak indirip şöyle bağırmış:

“Çekil bakalım, sana yeter bu kadar.”

Berber susmuş.Ustura susmuş.Duvarlar bile susmuş.

Derviş yavaşça yerinden kalkıp arka taraftaki tabureye ilişmiş. Kabadayı tıraş koltuğuna kurulmuş. Tıraş başlamış ama ağzı hiç durmamış. Dervişe laf sokup durmuş. Aşağıladıkça aşağılamış, küçümsedikçe küçümsemiş.

Derviş biraz üzgün, biraz mahzun, biraz kırgın, yine de hiç ses çıkarmamış.

Derken kabadayının tıraşı bitmiş. Kalkmış koltuktan, çıkmış dükkândan. Daha birkaç adım atmış ki yokuştan boşanmış bir at arabası gümbür gümbür gelip çarpmış ona…

Az önce dükkânı dolduran o heybet, bir anda sönüvermiş.

Berber, dönüp dervişe bakmış. Şaşkınlıkla sormuş:

“Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”

“Vallahi ben gücenmedim. Hakkımı da helâl etmiştim. Ancak her kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı…”

Sosyal medyada dinlediğim bu hikâyenin sonunda şu dizeler de yer alıyordu:

Olsun be aldırma Yaradan yardır.Sanma ki zalimin ettiği kârdır.Mazlumun ahı indirir şâhı.Her şeyin bir vakti vardır.

Bir düzeltmeyi de buraya not düşelim: Bu dizeler kimi paylaşımlarda Yunus Emre’ye aitmiş gibi sunuluyor. Oysa araştırınca bunun Uğur Işılak’ın şiirinden bir alıntı olduğu görülüyor.

Sonra aklıma bir başka söz geliyor:

“Zalimin zulmü varsa garibin Allah’ı var…”

Bu söz boşuna yer etmemiş halkın hafızasında. Çünkü insanlık tarihi biraz da aynı hikâyenin tekrarından ibaret değil mi? Kimi zaman gücüne, makamına, sesinin yüksekliğine güvenenler çıkar. Karşısındakini ezer, küçümser, incitir. Bunu da marifet sayar. Oysa asıl ölçü orada belli olur: Bir insan, kendinden zayıf olana nasıl davranıyor?

Tam da bu noktada akla Yunus Emre’nin şu sözü geliyor:

Bir kez gönül yıktın iseBu kıldığın namaz değil.Yetmiş iki millet dahiElin yüzün yumaz değil.

Ne kadar sade, ne kadar derin bir ölçü…

Demek ki asıl mesele güç değil; bir gönlü incitip incitmemektir.

Belki de her zalimin bir sonu vardır derken anlatılmak istenen tam da budur. Kibirle, kabalıkla, korkutmayla kurulan saltanatın ömrü uzun olmaz. İnsanı ayakta tutan şey korku salması değil, gönül alabilmesidir. Ve bu durum yalnızca kişiler için değil; topluluklar, toplumlar, hatta ülkeler için de geçerlidir.

Gönül kırmak kolaydır; bir sözle, bir bakışla, bir hoyratlıkla olur. Ama gönül yapmak emek ister, incelik ister, insanlık ister. Belki de tarih, en çok bu yüzden zalimi değil; insan olmayı bilenleri........

© Akademik Akıl